İmralı, hakikat savaşı alanı

15 Şubat 2018 Perşembe

ZEYNEP ERDEM

Ülkemiz, bölgemiz kapitalist modernitenin parselleyip yönetme planlarıyla debeleşirken, öte yandan doğan insanlık güneşi özgür yaşam umutlarını diriltip, halklara, insanlığa, kadına, doğaya nefes aldırtan, özgürlük alanı açan, umut yaratan bir hakikati temsil etmeye devam ediyor.

Bu hakikat, somut ifadesini 19 yıldır İmralı işkence sisteminde tutulan ve buna karşı amansız bir mücadele ile direnen Önder Öcalan’da bulmaktadır. Ondandır ki bütün kapitalist modernite güçleri birleşip 15 Şubat Komplosu'nu gerçekleştirdi. Hiç sıkıntı çekmeden iktidarını halkların başında demoklesin kılıcı gibi sallayan ve her an kaybetme korkusunu yaşayan bölgenin ulus devlet temsilcilerini de kullanarak...

Bu komploda gözardı ettikleri ya da farkına varamadıkları bir şey vardı; o da Önder Öcalan’ın hakikat algısını Kürt halkında en üst düzeyde yarattığıdır. Bu halk ya önderliğiyle özgür yaşayacak ya da hiç yaşamayacak, komploya sebep ve gerçekleştiren güçlere karşı amansız bir mücadelenin içerisine girecekti.

Komployu gerçekleştiren güçler amaçlarına ulaşamadılar. Kürt tarihi boyunca böyle yapmışlardı. Kürt’ü tam uçurumun kenarında kanatlanacak anda kıskıvrak yakalayıp en büyük acıyı yaşatmışlardı. O’na özgürlüğün peşinden koşmaya bin pişman edecek bir yaşamı reva görmüşlerdi. Mahabad Cumhuriyeti'nde olduğu gibi darağacına çekme, Şêx Seîd, Seyît Rıza isyanlarında olduğu gibi idam sehpalarında sallandırma, halkını soykırımdan geçirme, soykırım ve idamdan da beter yerinden yurdundan göçertme, asimile etme, kendine benzetme politikaları en üst aşamalarda hayata geçirildi.

Sırtını dağlarına dayayıp özgürlük peşinden koşan bu halk, sürekli iktidarlar için bir tehlike teşkil etti. Varlığı iktidarı rahatsız etti. Çünkü Mezopotamya'nın en kadim halkıydı. İnsanlığın yarattığı değerlere şahitlik etmiş, yaratım süreçlerine bizzat katılmıştı. At sırtında kendine yer yurt arayanlardan değildi. Orada, o topraklarda var olmuş, yaşamış ve yaşayacaktı.

Kapitalist modernite ve onun işbirlikçileri olan bölge ulus devletleri 15 Şubat Komplosu ile istedikleri sonucu elde edemediler. Uçurumun kenarında kanatlanıp uçmayı başardı Kürt halkı. Belki fiziki olarak Önderliğiyle arasına soğuk İmralı Adası girdi ama onun ruhu ve düşünceleri halkına ilham kaynağı olmaya devam etti. O ruh, bütün uzak mesafeleri ortadan kaldırdı.

Önder Öcalan son savunmasında İmralı yaşamına dair şunları belirtiyor: "İnsan yaşamı hakikat algısı gelişkin olanlar için tam bir mucizedir. Yaşamın kendisi büyük heyecan ve coşku kaynağıdır. Yaşamda evrenin anlamı gizlidir. Bu gizi fark ettikçe zindanda da olsa yaşama katlanmak diye bir sorun olmaz. Zaten zindan özgürlük içinse, orada büyüyecek olan hakikat algısıdır. Hakikat algısıyla büyüyen yaşam, en zor acıları bile mutluluğa dönüştürebilir. Benim için İmralı Cezaevi, Kürt olgusunu ve sorununu algılamak ve çözüm olanaklarını kurgulamak açısından tam bir hakikat savaşı alanına dönüştü. Dışarıda daha çok söylem ve eylem geçerliyken, cezaevinde anlam geçerliydi."

Kürt Halk Önderliği, İmralı Adası’nda yarattığı anlam gücünü, Ortadoğu kaosunda demokratik modernite perspektifiyle, demokratik ulus inşasına dönüştürüyor. Halklar, inançlar, kadınlar, doğa özgür ve eşit yaşama hakkına sahip bu sistemde.

Kendini yeniden yaratan Kürt halkı, halkların özgür yaşam umudunu temsil ediyor. Ve bundandır Ortadoğu'ya yerleşme, halklara boyun eğdirip kendi yaratıkları jandarmalarıyla bölgede sistemini oluşturma peşinde koşan güçler, diktatör Erdoğan ve çetelerini bu kez Efrîn’e sürüyor. Oysa tarihin tekerrürünü aşan Kürt halkı, tarih yazmaya ve kaderini değiştirmeye kararlı. Efrîn zaferiyle İmrali sistemini parçalamaya, Kürt halkının, halkların hayali olan Önder Öcalan’la özgür yaşama koşullarını komplonun yıldönümünde yaratmaya kararlı.



726
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: