Ve Recep Trump’ı nasıl öldürdü?

15 Şubat 2018 Perşembe

VEYSİ SARISÖZEN

İki konuşma hakkında yazacağım. Birinci konuşma, Türk devleti adına konuşan Erdoğan’a ait. İkincisi ise ABD adına konuşan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert tarafından yapıldı.

Birinci konuşmanın önemli bir kısmı CHP’ye ayrılmıştı. Devlet adına konuşan Erdoğan CHP’yi Efrîn savaşında YPG’yi savunduğunu iddia etti. Bilindiği gibi Kılıçdaroğlu YPG’nin, PYD’nin “terör örgütü” olduğunu açıklamıştı.

Ardından da, eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un “Afrin siyasete alet edilmemeli” sözüne karşı şiddetli bir yanıt verdi. Gerekenin yapılacağını söyledi.

Bunlarda ne var diyebilirsiniz. Çok önemli bir şey var.

Gerek CHP yönetimi, gerekse Başbuğ ve onun konumunda olan 28 Şubatçı ya da Balyozcular, Saray’ın Rojava’ya karşı “savaş ilanını” açıkça, “yürekten” ve “heyecanla” desteklemekte.

Eğer bu “ulusalcı, kuvvacı, millici, Balyozcu” cenah, Efrîn savaşına açıkça, yürekten ve cesaretle karşı çıksaydılar, bu savaşın giderek ABD’yi de hedef alması karşısında, “Erdoğan iktidarda kalabilmek için Türkiye’yi yıkıma sürüklüyor” deseydiler, Saray bu maceraya atılmaya kesinlikle cesaret edemezdi. Demek ki bu çevrelerin Efrîn savaşına destek vermesi ve PYD’yi “terör örgütü” olarak suçlaması Saray’ın Suriye’de izlediği işgalci ve ilhakçı savaş bakımından “altın değerinde”dir.

Erdoğan acaba bu “milli ve yerli altınları” neden elinin tersiyle itip, çöpe attı? Ülkeyi savaşa sokan, fütuhat çağrısı yapan bir “Başkomutan”, neden “savaş yanlılarının” cephesini daraltır? Şu anda söz konusu CHP ve Başbuğcular, MHP ve AKP’liler, Saadetçiler, Karar Gazetesi yazarları, yani Gülcüler ve Davutoğlucular, yüzde onüçlük HDP ve müttefiklerinin karşısında yüzde seksen yedilik bir çoğunlukla “savaşı destekliyorken”, “Başkomutan” neden bu destekçilerin tümüne karşı da “savaş” açıyor? Bu, hiç de “akıllıca” bir politika değil.

O halde mesele ne?

Erdoğan’ın bu “savaşta milli birliğe” karşı çıkması “savaş benim savaşım, sizin değil” demesi, “yalnızca ben ve partim savaşıyor, siz iç hainlersiniz” diye bağırması nasıl açıklanır?

Şöyle:

Erdoğan bu savaşı Suriye’de kazanmayacağını biliyor. Ama bu savaşı Türkiye’de kazanacağından emin. İktidarını ancak bu yolla koruyabilir. 7 Haziran’da ne yaptı? Kaybedince Kandil’e karşı savaş açtı. Şimdi 2019 seçimlerini Rojava’ya karşı açtığı savaş sayesinde kazanacak.

Eh, böyle olunca, “savaş halinde” “altın değerindeki destek”, seçim halinde hiçbir anlam taşımaz, kendisine savaşta destek verip de, seçimde köstek olacakları “vatansever ve savaş sever” ilan etmesi, seçim kazanmasına yardım etmez. Erdoğan seçimleri “ben savaştım, onlar ihanet etti” diyerek kazanacak.

İşte o nedenle “biz de savaş yanlısıyız, biz de PYD’yi terör örgütü sayıyoruz” sözlerine aldırmıyor; savaş koşullarında “milli birliği” elinin tersiyle itmesi, bu savaşın “iktidarı korumak için” ilan edildiğini çok açık bir şekilde kanıtlıyor.

“Osmanlı şamarına” gelince… Çanakkale’de “Osmanlı şamarı” attıktan sonra Sevr paylaşım antlaşmasından yakayı zar zor kurtaran bir ülkede Nükleer dev ABD’ye “Osmanlı şamarı” atmaya yeltenenlerin “şamar oğlanı” haline gelecekleri çok açık. Ortada ne Osmanlı var ve ne de olmayan Osmanlı’nın şamarı. Erdoğan da bu “şamar” işinin “komik” olduğunu biliyor bilmesine de, “iktidarını korumak için” bu komikliği yapıyor.

“Komiklik” ayan beyan meydanda. Nitekim ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, basın toplantısında bir gazetecinin aktardığı “Erdoğan’ın “Ömürlerinde hiç Osmanlı tokadı yememiş oldukları çok açıktır” sözü için “Komik yoruma cevap vermeyeceğim” dedi.

Ardından da bu gibi sataşmalara ve hakaretlere “sinirlenmediklerini” de ekledi. Politikalarını bu gibi söylemlere göre çizmediklerini söyledikten sonra, Türkiye’nin “güvenlik kaygılarını anladıklarını” da vurguladı.

Şimdi şu kıyaslamayı yapınız: Erdoğan şamar atarım demekte, Trump ise seni anlıyoruz diye yanıt vermekte.

Matrak bir durum değil mi?

Gölgeye atılan “Osmanlı şamarı”nın sesi Türk kamuoyunu yerinden zıplatsa da, Batı dünyası, yüz yıl önce yıktığı bu Osmanlı “şamarının sesini” duymuyor, duyanlar da “Atma recep NATO kardeşiyiz” diye şamardan değil de gülmekten ölüyor.

“Öldür Recep!”



2293
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: