Kutuplaşma ve toplumsal kopuş

izgorenhicri@gmail.com | 15 Şubat 2018 Perşembe

A. HİCRİ İZGÖREN

İnsani değerlerin giderek çürümeye, fay hatlarının kırılıp dökülmeye, duyguda kopuşların yaşandığı kaygan bir zemindeyiz.

Bu noktaya yıllardır uygulanan ötekileştirme süreciyle gelindi. Siyasetin bu mecradaki uygulamaları hayatın her yönüne yansımış, kullanılan ayrımcı ve ötekileştirici dil, medyanın da desteğiyle toplumu kamplara, kutuplara ayırmış ve düşman hale getirmiş vaziyette.

Bilgi Üniversitesi’nin “Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları” başlıklı araştırmanın sonuçlarını gördük değil mi? İnsanın inşallah yanılmışlardır diyesi geliyor ama ahvalimiz bu:

Parti taraftarları, diğer parti taraftarları ile kendilerini karşılaştırdıklarında, kendilerini ahlaki olarak daha üstün görüyor. Katılımcıların, 'ülkesi yararına çalışan', 'vatansever', 'onurlu', 'zeki', 'cömert', 'açık fikirli' gibi sıfatların tamamını kendi parti taraftarlarına atfettiği görülüyor. Buna karşılık, diğer parti taraftarlarının özellikleri ise 'kötü sıfatlar' ile tanımlanıyor. 'Ülkeye tehdit oluşturan', 'bencil', 'iki yüzlü', 'zalim' bu sıfatlardan bazıları. Siyasi kutuplaşmanın önemli göstergelerinden biri de, parti taraftarlarının diğer parti taraftarlarına karşı hissettikleri mesafe. Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların yüzde 79’u kızlarının en uzak hissettikleri partinin taraftarlarından biriyle evlenmesini istemiyor. Yüzde 74’ü o partinin taraftarlarıyla iş yapmak, yüzde 68’i de çocuklarının o partinin taraftarlarından birinin çocuğuyla oynamasını istemediğini belirtiyor.

***

Toplumların farklı etnik, mezhep, farklı düşünce ve farklı yaşam tarzlarına sahip kümelerden oluşması kadar doğal bir şey olamaz. Bir ülkede bunların birlikte yaşama isteklerinin yok olması, olayın kutuplaşma noktasına gelmesi tehlike çanlarının çalmaya başlaması anlamına gelir.

Kutuplaşma durup dururken oluşmuyor elbette. Bunun için sistematik bir ötekileştirme siyaseti uygulanıyor. Bu ülkede Türk-Sünni olanın dışındakiler ‘öteki’ konumunda, her dem potansiyel suçlu olarak görüldü, hedef haline getirildi. Irkçı ayrımcılık hiçbir zaman bu derece yaygınlaşmadı. Ötekileştirme siyaseti sonucunda gelinen mecrada iktidar vatandaşına; ya benim gibi düşünüp benden yana olursun ya düşmanımsın noktasına gelindi

Kadir Has Üniversitesi’nin son araştırmasına göre, iktidarın Suriye konusunda izlediği politikayı başarılı bulanlardaki artış eğilimi devam ediyor. Ancak Kürt ağırlıklı seçmeninde bu destek sadece yüzde 8,4 olarak gözlemleniyor.

Bir başka çalışma SAMER’in araştırmasına göre de, Diyarbakırlıların yüzde 83.2’si operasyonu desteklemediğini söylüyor. Harekatı destekleyenlerin oranı ise yüzde 6.9 olarak gözüküyor. SAMER Koordinatörü Yüksel Genç, hükümetin “Kürtler operasyonu destekliyor”, “Operasyon Kürtlere karşı değil” söyleminin doğruyu yansıtmadığı görüşünde. Aksine Kürtlerin operasyonun kendilerine yönelik olarak yapıldığını düşündüğünü belirtiyor.

Bu araştırmalar da gösteriyor ki bu alanda da bir algı operasyonuyla karşı karşıya toplum. Yani tüm topluma giydirilmeye çalışılan tek tip elbise kimi yapılara dar geliyor. Zaten de tek tip vatandaş oluşturma anlayışı hiçbir şekilde selamete varan bir anlayış olmamıştır. Oysa farklılıkların zenginlik olarak kabul edildiği toplumlar her açıdan sağlıklı yapılar oluşturmuştur.



683
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: