Savaş Erdoğan’ı esir aldı Hitler gibi artık durmaz

14 Şubat 2018 Çarşamba

VEYSİ SARISÖZEN

Erdoğan rejimi Türkiye’nin yüzde doksanını ya susturdu ya da insanları susmamak adına karından konuşmaya mecbur etti.

Türkiye’nin üstünde bir “mezar” sessizliği var ve sessizliğin orta yerinde diktatör tek başına bağırıp çağırıyor. Dünkü Grup toplantısında “düşman cephesini” genişletti. “Efrîn neyse Ege ve Kıbrıs odur” diyerek, Yunanistan’ı ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ni “savaş haritasına” ekledi.

ABD Dışişleri Bakanının Türkiye’ye gelmesinden bir gün önce, ABD’yi hedefe koydu ve Rojava’daki Amerikalı ordu mensuplarını, YPG’lilerden uzak durmaları, durmadıkları durumda hedef olacakları tehditini yineledi.

Bu “dış düşman cephe haritasından” sonra, “iç düşman haritasını” da savaş masasına yaydı. CHP’yi “terör örgütlerinin oyuncağı” olarak ilan etti ve bu partiyi HDP’yle birlikte düşman listesine ekledi. “İç ihanete” karşı “savaş” açtı.

Ağzından tükürükler saçarak “yedi düvelle mücadele” laflarına bıkılırsa, belli oldu ki, faşist rejim dünya ölçüsünde izole olduğunun farkında. Bu bağırıp çağırmalar korkunun eseridir.

Daha önce yazmıştım. Sen istila, işgal ve ilhak amacıyla bir savaşı başlatabilirsin. Ama az sonra savaş seni esir alır. Yenilgi korkusu bedenini kaplar. Bir kumarbaz gibi, kaybettikçe daha da hırslanırsın. Ve nihayet elinde avucunda ne kalmışsa onu kumar masasına yatırırsın. Bütün kumarbazların sonu iflastır.

Erdoğan iktidarını kaybetmemek için kumar oynuyor. Masaya her defasında iflasını hazırlayacak kadar para sürüyor. Kaybettiği 7 Haziran seçimlerinden sonra Kandil’e savaş açtı. Ardından Cerablus’a, Azez’e, El Bab’a saldırdı. Duramadı. Şimde Efrîn’de kumar parası gibi savaş alanına sürdüğü askerler hayatlarını kaybediyor.

Kaybeden kumarbaz duramaz. Bu da duramayacak. Şimdi “ABD askerlerini bile vururum” diye nara atarak Minbic’e ve Fırat’ın doğusundaki Rojava kantonlarına saldırıya hazırlanıyor.

Efrîn’i alamaz. Minbic’i de, Rojava’yı da alamaz. Ama savaşır. Artık duramaz. Bu sayılan Kürt topraklarında darbe yedikçe, gözünü Güney Kürdistan’a da dikecek. İstila, işgal, ilhak savaşı Erdoğan faşizmini artık esir almıştır.

İşgal ettiği yerlerden çıkmamak için yeni yerler işgal etmek zorundadır. Efrîn’e giriyor. Onu oradan çıkaracak Minbic halkına saldırmadan Efrîn’in bir karış toprağında ayakta kalamaz.

Hitler Yahudi Soykırımını neden yaptı? Muhalif Yahudileri öldürmekle neden yetinmedi? Çünkü biliyordu ki, hayatta kalan Yahudiler er ya da geç annelerinin, babalarının öcünü alacaktı. Tüm Avrupa’yı istila etti. Neden bu muazzam anakarayla yetinmedi? Çünkü geride kalan Sovyetler Birliği, Britanya ve ABD ile birlikte istila ettiği Avrupa’yı er ya da geç kurtaracak ve ona bedel ödettirecekti.

Saldırgan suç işlediğini bilir. Suçun hesabının sorulacağını da bilir. Bildiği için kudurmuş gibi saldırganlığı sürdürür.

Erdoğan rejimiyle artık “barış masasına” oturulamaz. Bu saldırganlık, Ankara’da son bulacaktır. Saray rejimi yıkılmadan Ortadoğu halklarına da, Avrupa halklarına da rahat yoktur.

O nedenle savaş yalnızca Efrîn’de sürmüyor. Savaş tüm Türkiye’de “anti faşist direniş” savaşına dönüşüyor. HDP son Kongresiyle bu mücadelenin ileri karakolu olarak öne atıldı. Pervin Buldan ve Sezai Temelli bayrağı devraldıkları Demirtaş ve Yüksekdağ’la omuz omuza, tüm Kürdistanlı ve Türkiyeli demokratlarla birlikte sonuna kadar direnecek.

CHP’de Böke ve Cihaner’in başlattığı, CHP tabanının en diri unsurlarını temsil eden sol hareket anti faşist mücadelede çok önemli rol oynamaya daha şimdiden aday oldu.

Bana öyle geliyor ki, bütün tahminlerin aksine Saray faşizmi bu savaş oyununun son sahnelerini oynamakta.

Ya Efrîn’de ve Rojava’da yenilecek, yenildiği için faşist rejim de yenilmiş olacak; ya da dünya kamuoyununu kazanmış Türkiyeli ve Kürdistanlı güçler Saray rejimine son verecek, son verdikleri zaman savaş da sona erecek.

Saldırgan savaşa son vermekle, faşizme son vermek artık tek bir madalyonun iki yüzü olmuştur.

Hem Saray’a “karşı” olmak, hem de “savaş” yanlısı olmak artık mümkün değildir. “Savaş’a evet” demek, “faşizme evet” anlamına geliyor.

Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun, dolayısı ile Avrupa’nın geleceğinin nabzı Efrîn’de atıyor. 



3176
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: