Efrîn kadın direnişini enternasyonalleştiriyor

rojbinekin24@gmail.com | 13 Şubat 2018 Salı

Rojbîn Ekin

Türk devletinin etnik soykırım planıyla başlattığı Efrîn’i işgal saldırıları 25’inci gününde. 25 gündür faşist Erdoğan’ın boyunduruğu altında bulunan medyası ve yanlıları, Efrîn’den kaç ilçe, köy ve stratejik tepe aldıklarının propagandasını yapıyor, binlere ulaşan rakamlarla YPG-YPJ’li savaşçı öldürdükleri iddiasında bulunuyor. İşgal saldırılarının başladığı ilk gün “girdik, artık tamamen kontrolümüzde” dedikleri Qestel Cindo köyünden bile hala çatışma haberleri geliyorsa gerçeğin tam tersi olduğunu, günlük çatışma haberlerini ve bilançoları takip eden herkes görebilir. Teknik üstünlükle sınırın sıfır noktasında bulunan küçük nahiyelere girmiş olsalar bile YPG ve YPJ savaşçılarının etkili ve vurucu ataklarıyla birlikte çekilmek zorunda kaldılar. Dolayısıyla Efrîn halkları, işgale karşı kendi topraklarını savaşçılarıyla birlikte savunmaya devam ediyor. 

Efrîn halkının yediden yetmişe kadar adeta ağız birliği edercesine “tek birimiz kalana kadar direneceğiz, topraklarımızdan bir karış bile vermeyeceğiz” kararlılığı, Efrîn’de işgalci Türk devletinin ve ona bağlı çetelerin ilerlemesinin ne kadar güç olacağını gösteriyor. 

Türk devleti NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olabilir, teknik üstünlük de onda olabilir, ama çıplak bedenleriyle uçaklara, tanklara, toplara ve türlü ağır silaha karşı, topraklarını işgalden koruma pahasına siper edenlerin etkisinin çok daha fazla olduğunu, son 25 gün içerisinde daha çarpıcı bir şekilde gördük. Büyüyen ve her gün biraz daha yayılan ve insan iradesiyle, kararlılığı, öz gücüyle açığa çıkan direnişin, işgale etkili darbeler vurduğunu, kırıcı, parçalayıcı ve bitirici etkisinin çok daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu yüzden Efrîn direnişi başta Kürtler olmak üzere tüm halklara, dünya insanlığına büyük bir ilham, moral, iddia ve kararlılık aşılıyor. 

Efrîn direnişi, faşizmin yaratmış olduğu korku duvarlarını parçalıyor, cesareti büyütüyor. Dolayısıyla Fetih Suresi’yle gelenlerin çok daha fazla korkması gerektiğini hatırlatıyor. Kürt halkının faşizm karşısında yükselen direnişine tüm dünya halklarının destek verdiğini, bu direnişin parçası ve sesi olduğu gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Kürt halkına büyük bir düşmanlıkla saldıranların, nasıl teşhir olduklarına, lanetlendiklerine tanıklık ediyoruz. Günümüz dünyasında gün geçtikçe eksilen ve tüm insanlığın daha çok aradığı, ihtiyaç duyduğu özgürlük, eşitlik, adalet gibi büyülü sözcükleri Kürt halkı “hayal ve umut ettiğiniz, aradığınız böyle bir yaşam mümkün” gerçeğini avuçlayıp özgürlük umutlarını yitirmeyenlerin üzerine serpiyor. Dolayısıyla biz kazananların iktidarı, gücü ve tekniği elinde bulunduranların değil, er meydanına inancıyla, iradesiyle, özgürlüğe inançlarıyla inenler olduğuna bir kez daha şahitlik ediyoruz. Bu direnişin mihenk taşları rolünü görenleri elbette unutmamak gerekir. 

Kobanê’de Arîn Mîrkan ile başlayan, Efrîn’de Avesta Xabur ile süren bir gelenek var. Kuşkusuz bunun çok öncesi de var. Ama DAİŞ’e karşı mücadelede adını tüm dünyaya duyuran Kobanê ve efsaneleşen kadın savaşçısı Arîn Mîrkan gerçeği, tüm dünya kadınlarına faşizme, zulme ve diktatörlüğe karşı, en önemlisi de erkek gericiliğine karşı nasıl mücadele edilmesi gerektiğini göstermişti. Bu geleneğin bir sürdürücüsü de Avesta Xabur ve Barîn Kobanê oldu.   

Kürt halkının yükselen özgürlük mücadelesine öncülük eden Kürt kadınları, hiçbir dünya devriminin başaramadığı ve oluşturamadığı bir birliği yarattı bu süreçte. Farklı renkten, dilden, ırktan, inançtan ve ulustan kadınları buluşturuyor.  Faşizme, emperyalizme ve diktatörlüğe karşı uzun yıllar boyunca mücadele eden Latin Amerika’dan Efrîn direnişine ses veren kadınların verdiği mesajlar çok anlamlıydı. Arjantin’deki en büyük kadın kampanyası olan Ni Una Menos temsilcisi, Kürt halkını örgütleyen Kürt kadınlarından öğrenecekleri çok şey olduğunu söylerken, yine Abya Yala'lı feministler, “bizi duygulandıran bir kahramanlıkla topraklarını koruyan ve savunan Kürdistan kadınlarını ve savunma kuvvetlerini kucaklıyoruz” diyerek, Kürt kadınlarının mücadelesiyle nasıl birleştiklerini açıklamış oldu. 

Kobanê ve Efrîn direnişiyle birlikte evrenselleşen ve dalga dalga yayılan bir kadın özgürlük mücadelesi var. Bu yüzyılın yükselen özgürlük değerlerini temsil eden Kürt kadınları tüm dünya kadınlarına mücadeleleriyle ilham veriyor ve yol gösteriyor. Açığa çıkan bu sonuç, dünyayı savaşlarla yöneten, kana bulayan güçlerin en çok da korktuğu gerçek oluyor. 



507
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: