Beatles ve Batı demokrasisi

ozlemgalip@hotmail.co.uk | 12 Şubat 2018 Pazartesi

DR. ÖZLEM BELÇİM GALİP

DAİŞ’in Beatles olarak bilinen 4 kişilik cellat ekibinden son ikisi Alexanda Kotey ve El Şafi El Şeyh Suriye Demokratik Güçleri tarafından bu hafta yakalanmıştı. İngiliz basınında bu iki celladın Kürtler tarafından yakalandığının altı çizildi. Grubun lideri "Cihatçı John" lakabıyla bilinen Muhammed Emwazi'ydi. Emwazi, 2015’te Reqa’daki bir insansız hava aracı saldırısıyla öldürülmüştü. Grubun dördüncü üyesi Aine Davis’in Türkiye’de cezaevinde ve sadece 7.5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Hayat hikayeleri de bir hayli enteresan. Hepsi Batı Londra’da büyümüşler. İlk akla gelenin aksine çok koyu dindar ailelerde yetişmediler. Üyelerden biri Rum Ortodoksluktan bir diğeri de aslen İngiliz ve Hıristiyan iken İslamiyet’i seçmiş kişiler. Muhtemelen de aklı dengeleri yerinde olmayan kişilerdi. 

İngiliz vatandaşı olmalarından dolayı İngiliz basınında öncesinde de epey yer alıyorlardı. Aksanlarından dolayı ünlü İngiliz grubu olan Beatles lakabıyla anılıyorlardı. Bu dört kişi aralarında Amerikalı gazeteci James Foley dahil birçok kişinin başının kesildiği videoları internete yaymıştı. Foley gibi başlarını keserek ve işkence ederek 27 Batılı öldürdükleri bildiriliyor. İşkenceci İngiliz cellatlar olarak anılmaya başlanmışlardı ve İngiliz basınında sık sık haberleri yapılıyordu. Haliyle yakalanmaları da gündemde epey bir yer aldı. Amerikalı yetkililerin Küba’daki Guantanamo gönderilmelerine karar vermesine İngiltere’den tepkiler yükseldi. Bazı insan hakları savunucuları dahil özellikle mahkumların aileleri İngiltere’ye teslim edilmelerini talep ediyor. 

Guantanamo hapishanesi Amerika’nın terör suçlularını tuttuğu ve hapishane yetkililerin mahkumlara uyguladıkları işkenceleriyle ün yapmış bir yer. Oraya gönderilmek istenmelerinin sebebi büyük bir ihtimalle üyeleri sağlam bir sorgudan geçirip DAİŞ’in işleyişine dair bilgiler almak. Keza yakalanan bu kişinin DAİŞ’in önemli kilit adamlarından olduğu biliniyor. Gauntanamo’da adil bir yargılamadan geçmeyeceklerine inanılıyor ve İngiliz vatandaşları olmalarından dolayı İngiltere’ye teslim edilip burada yargılanmaları gerektiği savunuluyor. 

İşin enteresan tarafı bu kişinin hala İngiliz vatandaşı olmamaları büyük bir ihtimal. İçişleri bir açıklama yapmayı kabul etmese de büyük bir ihtimalle vatandaşlıktan çıkartıldılar. İngiltere’de alkollü araba kullanarak cana kastetme vakalarında bile vatandaşlıktan çıkartılıyorlar. İngiltere’den yükselen tepkiler ilk başta çok insani gelse de bir yandan da çok tartışmalı bir tavır. Türkçeye politik doğruculuk olarak çevirebilen ‘Political correctness’ anlayışının bir örneği aslında bir nevi. Adil bir yargılama istiyorlarsa üyelerden birinin Türkiye’de yargılanmasına neden izin verdiler. Davis Türkiye’de yargılandı ve 7.5 yıl ceza aldı. Hunharca işkence ve katliamın bedeli sadece 7.5 sene mi? Sırf Amerika karşıtı olmak adına demokrasi ve insan hakları argümanları kullanıp bu cellatlar için adil bir yargılama hakkının istenmesi tam ikircikli bir tutum. Batı demokrasi anlayışı bazen Türk solunu hatırlatıyor.



771
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: