Komplonun 20. yılında Önder Apo’yu anlamak

12 Şubat 2018 Pazartesi

MUSTAFA KARASU

Bundan 19 yıl önce Kürt Halk Önderi esaret altına alındı. Kürt Halk Önderi’nin bir adada tek kişilik cezaevindeki esareti 20. yıla giriyor. Dünyada hiçbir tutsak bu kadar ağır tecrit koşullarında yaşamamıştır. 20 yıl böyle ağır tecrit altında kalmak her insanın dayanacağı bir durum değildir. Önder Apo, tüm insanlığın, tüm Ortadoğu halklarının ve Kürt halkının özlemlerini ve direnişini beynine ve yüreğine sığdırdığı için bu baskılara dayanmaktadır. En başta da dört duvar arasında özgür insan olarak düşünmekte ve yaşamaktadır. Bu açıdan Önder Apo’nun 19 yıllık esareti çok kapsamlı değerlendirilmelidir. 15 Şubat’tan sonra esaret 20 yıl olacaktır. Bu 20 yıl iyi değerlendirilirse hem Türk devlet gerçeği ve Kürt politikası, hem de Kürtlerin mücadelesinin nasıl bir soykırımcı sömürgeciliğe karşı yürütüldüğü görülür. 

Kuşkusuz Önder Apo esaret altına alındı. Komplonun bu amacı gerçekleşti. Hala da esaret altınadır. Ancak komplonun amaçları düşünüldüğünde başarısız kaldığı ve boşa çıktığı açıktır. Kürt halkının özgürlük mücadelesi Kürdistan'ın parçalarında daha da gelişerek büyümüştür. Önder Apo'nun halk ve parti üzerindeki otoritesi daha da kapsamlılaşmış ve derinleşmiştir. Önder Apo'nun Önderlik gücü Kürtleri aşarak Ortadoğu halklarının Önderliği haline gelmiştir. Ortadoğu'nun sorunlarına çözüm getirecek düşünce gücü ve projesi Önder Apo’da bulunmaktadır. Önder Apo kadar tarihten bugüne Ortadoğu'yu çözümleyen ve sorunlara çözüm yolu gösteren başka bir düşünce insanı ve siyasi Önderlik olmamıştır. Tek tanrılı dinler coğrafyası olan Ortadoğu'da dinleri tarihsel toplumsallığı içinde en kapsamlı değerlendiren ve dinin toplumsal işlevini ortaya koyan başka bir teolog da görülmemiştir. Önder Apo'nun din çözümlemeleri herkes için ufuk açacak nitelikler taşımaktadır. Önder Apo'nun neolitikten bugüne tarihsel toplum olarak Ortadoğu'da yaptığı çözümlemeler Ortadoğu'yu en güçlü biçimde tanımaya fırsat verdiği gibi, çözüm yollarını da ortaya koymuştur.

Tarihte zindanlarda düşünce üretimlerinin yapıldığı bilinmektedir. Doğru değerlendirenler için zindanlar, inzivalar, çile dönemleri büyük düşünce patlamaları ortaya çıkarır. Birçok bilge, filozof, derviş ve ermişler böyle ortamları düşünce ve duygu düzeyinde derinleşme olarak geçirmişlerdir. Önder Apo da böyle bir yoğunlaşmanın en çarpıcı örneğini vermiştir. Birçok ezberi bozmuş, birçok eski kurumun karakterini gözler önüne sermiştir. Şunu söyleyebiliriz; Önder Apo tarih boyu oluşmuş tüm düşünce putlarını yıkmıştır. Dogmatizme, şematizme, kalıpçılığa tarihin en büyük darbesini vurmuştur. Toplumsal yaşam diyalektiğini en canlı biçimde gözler önüne sermiştir. Önder Apo'nun felsefesi, ideolojisi ve paradigması karşısında hiçbir dogmatizm ve şematizmin ayakta kalması mümkün değildir. Hiçbir demagojinin, yalanın,  illüzyonun kendini gizlemesi mümkün değildir. Yaşamın diyalektiği, dinamizmi ve canlı gerçeği karşısında her yalan ve demagoji son bulmuştur. Sümer rahiplerinden bugünün kapitalist modernitenin profesör ünvanlı rahiplerine kadar toplum ve insanları aldatan tüm hurafeler Önder Apo'nun tarihsel toplumsal gerçeği karşısında kağıttan şatolar gibi yıkılmıştır. Belki hala zor ve baskı gücüyle kendilerini ayakta tutmaya çalışsalar da ideoloji ve paradigma olarak yenilgiye uğratılmışlardır. 

Önder Apo, tarihsel toplumu ve iktidarcı devletçi sömürücü sistemi binlerce yıllık düşünce birikiminin gücüyle çözümleyerek insanlığın sorunlarını çözecek bir senteze ulaşmıştır. 

Önder Apo'nun Kürt sorununun çözümü konusunda da ön açıcı çözümlemeleri olmuştur. Bunları devlet, iktidar ve ulus çözümlemelerinden ayrı ele almak mümkün değildir. Özgürlükçü, demokrat ve bir sosyalist olarak Kürt sorununun çözümünü devlet olmada değil, demokratikleşmede görmüştür. 20. yüzyılda çekilen büyük acılar esas olarak, her ulusa bir devlet anlayışının, kapitalizmin ve onun siyasal formu olan ulus devlet anlayışı sonucu olduğunu ortaya koymuştur. Bu açıdan bölge ülkelerinde demokratik devrimi ve demokratikleşmeyi hedefleyen bir mücadele çizgisini Kürt halkının ve Özgürlük Hareketi'nin önüne koymuştur. Eğer inkar ve soykırım politikası yoksa, demokratik siyasal çözüm zihniyeti varsa çatışma içine girmeden sorunu çözebileceğini herkesin önüne koymuştur. Devlet kurma gibi çatışmayı zorunlu kılan anlayış yerine demokratik siyasal çözüm projesinin ortaya konulması, Ortadoğu'da kördüğüm haline getirilmiş Kürt sorununu kolaylaştıran bir zihniyet ve yaklaşım olmaktadır. Kuşkusuz böyle bir çözüm için inkar ve soykırımı amaçlamayan bir zihniyet ve demokratik yaklaşıma ihtiyaç vardır. 

Önder Apo, demokratik gelişmenin yaşanabilmesi için de toplumu demokratikleştirecek zihniyet dönüşümü açısından da çok önemli ideolojik ve teorik yaklaşımlar göstermiştir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarına yol açan ve hala önemli çatışma etkeni olan ulus devlet anlayışı yerine demokratik ulus anlayışının geliştirilmesi çok önemlidir. Özellikle Ortadoğu gibi etnik ve dinsel çatışmaların olduğu alanlar açısından demokratik ulus çözümü çok ön açıcı olmuştur. Bu, sadece Kürt sorununun çözümü için öngörülmüş bir yaklaşım değildir; başta Ortadoğu olmak üzere tüm dünya için öngörülmüştür. Demokratik ulus anlayışıyla bağlantılı olarak demokratikleşme örgütlü demokratik topluma dayandırılmıştır. Demokrasi toplumun güç olmasıysa, bunun yolu da tabandan başlamak üzere örgütlü toplum gerçeğine ulaşmakla olur. Demokratik siyaset, toplumu örgütleyip güç yaparak ve buna dayanarak siyaset yapmaktır. Demokratik siyaset sadece meclise girme ya da belediye başkanı olmak değildir. Bunlar demokratik siyasetin esası değil, örgütlü demokratik topluma dayalı demokratik siyasetin sonuçları olarak görülmelidir. Bu açıdan Önder Apo demokratik siyasete de yeni bir boyut kazandırmıştır. 

Demokrasi gerçek anlamda devlet dışı bir olguysa, o zaman devlet dışı demokratik bir sistem yaratmak önemlidir. Önder Apo bunu da örgütlü demokratik topluma dayalı demokratik konfederalizm olarak tanımlamıştır. Bunu demokratik özerklik ve yerel demokrasi olarak da ifade edebiliriz. Çünkü devlet dışı toplum olarak demokratik konfederalizmle toplumun kendini yönetir hale gelmesi, devlet karşısında demokratik özerkliği ifade eder. Demokratik konfederalizm sistemi, aynı zamanda etnik ve inanç topluluklarının da kendi meclisleri ve özyönetim organlarıyla kendilerini yönetmesidir. 

Önder Apo'nun demokratikleşmeyi kapsamlılaştıracak ve derinleştirecek en etkili ideoloji ve teorik yaklaşımı ise kadın özgürlük çizgisidir. Kadın özgürlük çizgisi, genel demokrasi ve özgürlüğün anahtarıdır. Kadın özgürlük çizgisi doğrudan toplumu demokratikleştiren ve özgürleştiren bir karaktere sahiptir. Önder Apo, kadın özgürlük çizgisini 1990’lı yıllardan başlayarak ideolojik ve teorik temele oturtmaya çalışmıştır. Uluslararası komplo öncesi de bu konuda çok önemli çalışmalar yapmıştır. Nitekim “yarım kalmış destansı çalışmam” diyerek bu çizginin önemine vurgu yapmıştır. Bu yarım kalan destansı çalışmanın tamamlanması için de İmralı’da büyük bir yoğunlaşma yaşamıştır. Kadın özgürlük çizgisini insanın ilk toplumsallaşması ve neolitik toplumdan başlayarak tarihsel toplumsal temele oturtmuştur. Sistematik bir özgürlük ve demokrasi çizgisi olarak ortaya koymuştur. Zaten Önder Apo'nun kadın özgürlük çizgisini anlamadan diğer ideolojik, teorik ve paradigmasal değerlendirmeleri tam anlaşılamaz. Önder Apo bu gerçeği vurgulamak ve anlatmak için “kadın özgürlüğü, ulusal ve sınıfsal özgürlükten daha değerlidir” demiştir. Çünkü tüm bu özgürlük alanlarını anlamak açısından kadın özgürlük çizgisini ve yaratacağı sonuçları anlamak kilit konumdadır. 

Önder Apo, Marks ve Engels’in, Lenin’in, Roza Lüksemburg’un ve diğer sosyalist önderlerin yaptığı kapitalizm çözümlemelerini de geliştirmiştir. Kapitalizmi sadece ekonomik olarak değil, kültürel, toplumsal ve diğer tüm alanlardaki etkisini ve yarattığı olumsuzlukları çözerek bu konularda muazzam bir açılım yapmıştır. Kapitalizmin ve onun modernitesinin daha köklü, kapsamlı ve derinlikli ele alınması gerektiğini gözler önüne sermiştir. İmralı’daki yargılanmayı değerlendirirken “şahsımda çok iyi ve radikal bir antikapitalist yargılanıyor” diyerek kendisinin hem düşünsel, hem yaşamsal, hem de pratik olarak tümden kapitalizmden koptuğunu ve bu sistemin dışında olan kişilik ve yaşamıyla kapitalizme ve onun bireyciliğine karşı büyük bir mücadele içinde olduğunu vurgulamıştır. Çünkü günümüzde bir taraftan kapitalizme karşı olan, ama diğer taraftan onun toplumu dağıtan ve bireycileştiren yaşam tarzının ufkunun dışına çıkamayan bir zihniyet ve pratiğin olduğu da yapılan çözümlemelerle ortaya konulmuştur. 

Önder Apo “ben sadece yaşlı bir bilge değilim, örgüt ve eylem adamayım, devrimciyim” diyerek kendi karakteri ve konumunu da ortaya koymuştur. İmralı’da gerçekleştirdiği büyük zihniyet ve vicdan devrimi yanında siyasal ve toplumsal mücadelenin etkin aktörü olmaya da devam etmiştir. Kürdistan ve Ortadoğu'daki son 20 yıldaki tüm gelişmelerde bu Önderlik gerçeğinin damgası vardır. Onun düşünce gücü ve politik öngörüsü o kadar güçlüdür ki, Kürdistan, Ortadoğu ve dünyanın tüm siyasal ve toplumsal mücadelelerini etkilemekte ve yönlendirmektedir. Önder Apo'nun daha İmralı’da esaret altına alınmadan önce de “ben nerede olursam olayım rolümü oynarım” diyerek düşünce gücü ve politik öngörülerinin nelere kadir olduğunu da herkese hatırlatmıştır. 

Bugün Rojava’da gerçekleşen devrim de, Kobanê ve Efrîn direnişleri de Önder Apo çizgisinin pratikleşmesidir. Zaten en fazla çalıştığı alan da Rojava, Suriye ve Ortadoğu’dur. Rojava toplumuyla, özellikle Efrin ve Kobanêlilerle daha yakından ilişki kurmuştur. Yine Rojava Devrimi’nin bir kadın devrimi olmasında Önder Apo'nun çalışmaları belirleyici rol oynamıştır. 20 yıl boyunca Rojavalı kadınlarla, genç kızlarla yakından ilgilenmiştir. Bunun sonucu binlerce Rojavalı genç kız özgürlük mücadelesi saflarına katılmıştır. Rojava Devrimi’nin kadın devrimi 1980’li ve 1990’lı yıllardaki çalışmalara dayanmaktadır. Özgürlük mücadelesine en fazla kadın katılımı da Efrîn’den olmuştur. Bu açıdan kadın devriminin en çarpıcı karakteri de Efrin’de pratikleşmiştir. 

Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz, özellikle Efrîn ve Kobanê doğrudan Önder Apo'nun çalıştığı alanlar olmuştur. Onlardaki yurtseverlik ve demokratik öz bizzat Önder Apo'nun çalışmalarıyla şekillendirilmiştir. Önder Apo'nun düşünce gücü ve devrimci karakteri o kadar etkileyicidir ki, komployu başladığı alanda yenilgiye uğratmıştır. 

Komplonun 20. yılında bu 20 yılın kazandığı anlam ve yarattığı sonuçları çok iyi değerlendirmek gerekir. Komplo, tarihin akışını tersine çevirememiştir. Ortadoğu, Önder Apo'nun çizgisi doğrultusunda değişime ve dönüşüme uğramaktadır. Önder Apo'nun ideolojik, teorik ve paradigmasal çizgisi her alanda pratikleşmekte, giderek siyasal ve toplumsal gelişmelere yön verecek hale gelmektedir. Önder Apo'nun savunmalarında belirttiği “tarihsel komplolar gelişmeleri durdurmaz, hızlandırır” belirlemesi doğrulanmıştır. 

Önder Apo savunmalarında “Kürt teşisi dönecek, Ortadoğu’yu demokratik uygarlık çağına ulaştıracaktır” tespitinde bulunmuştur. Bugün Kürt teşisi dönmekte, Ortadoğu demokratik uygarlığın merkezi olma doğrultusunda ilerlemektedir. 



900
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: