Tehlikeli kutuplaşma

10 Şubat 2018 Cumartesi

EYLEM KAHRAMAN

İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından yapılan “Türkiye'de Kutuplaşmanın Boyutları” araştırmasının sonuçları açıklandı. Araştırma Kasım-Aralık 2017 tarihlerinde, Türkiye'nin on altı ilinde yaşayan on sekiz yaş üstü 2004 kişiyle yüz yüze gerçekleştirilmiş.

Araştırmaya katılanlar kendi partisine en uzak hissettiği siyasi parti taraftarı sorulduğunda yüzde 53 oranında HDP'yi belirtmiş. AKP yüzde 24 ile ikinci olmuş. HDP taraftarları diğer parti tabanlarının neredeyse hepsinde “en uzak hissedilen parti taraftarı” olarak tanımlanmış. AKP'lilerin yüzde 64'ü, MHP'lilerin yüzde 80'i, İyi Parti'lilerin yüzde 63'ü HDP'lileri kendisine en uzak parti taraftarı olarak gördüğünü söylemiş. CHP'liler için AKP'liler, HDP'liler içinse MHP'liler en uzak hissedilen parti taraftarı olmuş.

Araştırmanın sonuçlarına göre görüşülen kişilerin yüzde 79'u kızlarının en uzak hissettiği parti taraftarlarından biriyle evlenmesini istemiyor. Yüzde 74'lük bir kesim ise o partinin taraftarıyla bir iş yapmayacağını söylemiş. Diğerini komşu olarak istemeyenlerin oranı yüzde 70, çocuklarının diğerinin çocuğuyla oynamasını istemeyenlerin oranı ise yüzde 68 olarak açıklanmış.

Araştırmada bir dizi sıfat sayıldığında katılımcıların iyi ve olumlu sıfatları tamamen kendi parti taraftarına uygun gördüğü, kötü ve olumsuz sıfatları ise kendisine uzak bulduğu parti taraftarına bıraktığı gözlemlenmiş.

Görüşülenlerin yüzde 47'si uzak hissettikleri parti taraftarlarının yürüyüş yapmasını, yüzde 44 toplantı düzenlemesini, yüzde 43'lük kesim de basın açıklaması yapmasını onaylamadığını belirtmiş. Diğer parti taraftarlarının telefonlarının dinlenmesini katılımcıların yüzde 50'si onaylamış. 

Tüm kutupların buluştuğu tek ortak nokta ise Suriyeli karşıtlığı olmuş.

Araştırmanın sonucundan da anlaşıldığı gibi toplum büyük bir başarıyla mükemmel bir şekilde kutuplaştırılmış. Konunun uzmanlarına bakılırsa önümüzdeki dönemde kutuplaşma daha da artacak. Kutuplaşmanın önlenebilmesi için farklı siyasi parti taraftarlarının diğerleriyle temas edebileceği, farklı görüşleri tartışabilecekleri ortak ortamların geliştirilmesi gerektiği belirtiliyor. 

Bu iktidar ve medyayla bu oldukça zor görülüyor. Malumunuz kutuplaşmayı iktidarın kendisi dayatıyor ve oylarını kutuplaşma üzerinden daha da arttırıyor. Diyanet'in fetvalarından, gece yarısı kaşla göz arasında çıkarılan Kanun Hakkında Kararname'lerden de görülüyor bu.

“Karşıyaka köyleri, obalarıyla / kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu / komşuyuz yaka yakaya / birbirine karışır tavuklarımız” diyor Ahmed Arif “Otuz Üç Kurşun” adlı şiirinde. Ama görünen o ki artık halklar ve farklı parti taraftarları arasında ne kız alınıp verilecek ne de komşuluk yapılacak bundan böyle. Tavukların birbirine karışmasını unutun zaten. Şimdi tavukları çalmak moda “yerli ve milli” olduğu söylenen ÖSO çetelerinin Efrîn'de sergilediği pratikten de anlaşıldığı gibi…

7 Haziran seçimlerinden önce birbiriyle hiç konuşmayan kanlı bıçaklı kişiler bile selamlaşmaya başlamış, Türkiye'de bir kardeşlik ortamı oluşmuş ve bu da iktidar partisine oy kaybettirmişti. Bununla birlikte çözüm süreci rafa kaldırılmış ve savaş ortamına geri dönülerek iktidar yeniden ele geçirilmişti. 

Halkı susturmak için durmadan uzatılan OHAL, 20 Ocak günü Efrîn'e yönelik gerçekleştirilen topyekûn saldırı ile araştırmanın yüzdelerinin daha da tırmandığını söyleyebiliriz. Kürtler düşman, elinde bir koz olarak tuttukları mülteciler düşman, Aleviler, LGBTİ'ler, diğer azınlık halklar ve inançlar herkes düşman olarak görülüyor Türkiye'de. Dört tarafının ezelden beri düşmanla çevrili bir ülke olduğunu da ta ilkokulda öğrenmiştik zaten.

Türk devleti kendisi için hiç bir tehlike oluşturmayan Efrîn'e saldırarak 2019 seçimlerine oynuyor. Efrîn üç haftadır karadan ve havadan bombalanıyor. Kentte halkların birlikte yürüttüğü ortak direniş ise devam ediyor.

Türk devletinin yapacağı en mantıklı şey; derhal müzakere masasına dönmek ve Kürt Halk Önderi Öcalan üzerindeki tecridi kaldırarak barışa bir şans tanımaktır. Demokrasi ve barış Türkiye için hayal değil, sadece İmralı Adası kadar uzaktadır.



939
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: