Zeytin dalının laneti

ilhamadarbakur@gmail.com | 09 Şubat 2018 Cuma

İLHAM ADAR BAKIR

Uygar, demokratik, insan haklarına saygılı, içeride kendi yurttaşlarının bütün kimlik haklarını teslim etmiş, farklı kimlik ve kültürlerin bir arada yaşamasına saygılı bir anayasa ve toplumsal zihniyet tesis etmiş; dışarıda komşu ülkelerle ve diğer dünya devletleriyle evrensel hukuk ve ahlak ilkeleri üzerine inşa edilmiş ve asla saldırgan olmayan barış içerisinde bir ilişki geliştirmiş bir ülke. Böyle bir ülkenin nerdeyse sınırlarının çok önemli bir bölümünde emperyalizmle iş birliği içerisinde, her türlü vahşi terör yöntemlerini kullanarak sivilleri öldüren, etnik ve dinsel temizlik yapan, hatta kurmak istediği otoriter, antidemokratik Stalinist sisteme muhalefet eden kendi etnisitesine ait insanları bile zorla yurdundan sürerek mülteci konumuna düşüren bir terör örgütünün kurmak istediği bir terör koridoru söz konusu…

Bölgedeki halkların da haklarını savunmak onun temel görevidir. Örneğin mesela misal şu anda bu terör koridorunun Akdeniz’e uzanan bir başı var. Zeytinleriyle ünlü bir şehir. Bu şehirde yaşayan bir milyona yakın çeşitli halklardan insanı bu vahşi terör örgütü emperyalistlerden aldığı silahla zapturapt altına almıştır. Ve düşünün ki yüz yıllardır zeytin üreten, zeytinle hemhal olmuş bu insanların kahvaltıda zeytin yemesine bu vahşi terör örgütü izin vermemektedir. Ölümü göze alarak bu zeytin ülkesinin insanları Ortadoğu’nun Başkumandanı’na mektup üstüne mektup yazmış, “şanlı ordularının başına geç, yanına da peskevit yiyen parti lideri komik yiğidi de al ve tez buraya sefer eyle. Zinhar vakit kaybetme, tez zamanda yetiş.” demişler. “Allah soframızdan zeytini, başımızdan seni eksik etmesin” diye de mektubun sonunda dua etmeyi unutmamışlar. 

Başkumandan, bu mektubu alınca dünya ona dar gelmiş, odalara sığamamış. Atmış kendini dışarılara, o muhtarlar toplantısı senin, bu kanarya sevenler derneği genel kurulu benim, o ülke senin bu ülke benim anlatıp durmuş bu zeytin ülkesinde yaşanan zulme kayıtsız kalamayacağını. “Hayır efendim bu zeytin şehrinde üretilen bütün zeytinler bütün sofralara eşit bölüştürülür. Sizin pek değer verdiğiniz kadınlar bu şehirde yönetimde ve yaşamın her alanında söz sahibidirler. Bütün etnik, dinsel, kültürel kimliklerden insanlar bir arada eşit ve kardeşçe yaşarlar. Çevrede yaşanan savaştan kaçarak bu zeytin şehrine sığınan yüzbinlerce insana buranın insanları evlerini ve sofralarını açmışlardır. Kimse için bir tehdit değillerdir ve kimseye dönük saldırgan bir tutumları yoktur.” diyenler olmuşsa da Başkumandan bunu yutmamış. “Bu Allaha şirk koşan komünistlerin yalanları demiş. “Bu bahsettikleri şey cennet düzeni, yeryüzünde cennet düzeni inşa etmeye kalkmak, Allah’a şirk koşmaktır” demiş. Gittiği tüm dünya kapılarından seferinin inandırıcılığına dair bir takdir almasa da bir tekdir de almamış. O da her koşulda ve ağzından çıkan her kelimeye alkışın binini kurban eden muhtarlardan, kanarya severler derneğindeki avcılardan, ezilecek zeytinlerden bizim payımıza da zeytinyağı düşer diye avuçlarını ovuşturan tüccarlardan ve havuzun dibindeki çamurdan Başkomutan için oyuncak askerler yapan mümtaz medyasından aldığı destekle seferinin adını “zeytin dalı” koyarak sefer eylemiş bu zeytin ülkesine. İlla ve lakin onlarca uçak, silahlı silahsız gözetleme uçakları, yüzlerce tank ve zırhlı araç, on binlerce kişilik ordu ile üç saatte zeytinyağından kıl çeker gibi sona erecek sefer bir türlü zafere ulaşamıyor imiş. 

Sahadaki güvenilir kaynaklardan edinilen bilgilere göre bunun iki temel nedeni varmış. Birinci nedeni karşı tarafta karşılaştıkları kadın savaşçılardan korkan ordunun moralinin bozulması imiş. Kadın elinden ölürsek cehenneme gideriz” diye korkuyorlarmış. Diğer bir nedeni de bu örgütün biyolojik silah kullandığı iddiası. Güvenilir kaynaklar terör örgütünün zeytin ağaçlarını kullanarak biyolojik silah ürettiğini söylüyorlar. Bombalanan zeytinliklerden fışkıran yağlar tankların paletlerinin zeminde kaymasına neden oluyor ve ilerlemesini engelliyor, ezilen zeytinlerden fırlayan çekirdekler tankların namlusundan içeri girip tankları infilak ettiriyor, kırılan zeytin dalları cihat ordusunun inanmış neferlerinin orasına burasına batıp abdestlerini bozuyormuş. Malum abdestsiz cihat edilmez. Dön abdest al tekrar cihada dön, çok vakit kaybettiriyormuş. Başkumandan bu biyolojik silah kullanılması meselesinin uluslararası mahkemelere götürülmesi için talimat vermiş neyse ki. 



1221
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: