Efrîn halkı ‘kalarak’ direndi

08 Şubat 2018 Perşembe

ARZU DEMİR

AKP Saray diktatörlüğü, sömürgeci rejimini tanzim etmek için başlattığı Efrîn saldırısında şimdiden yenildi. Çünkü işgal planını kurduğu ana temel çöktü. Sömürgecilerin planı şuydu: Şok hava saldırıları ile Efrîn halkı, Kuzey'e doğru göç edecekti. Böylece "YPG/PYD zulmünden kaçıyorlar, Türkiye'ye sığınıyorlar" propagandası ile AKP iktidarı mültecilerin hamiliğine soyunacaktı. Ardından çeteleri ile birlikte QSD ve YPJ/YPG savaşçılarına karşı saldırılarını sürdürecekti. Ancak olmadı, sömürgecilerin planını Efrîn halkları ilk günden bozdu. TSK ve çetelerinin saldırılarının yoğun olduğu bazı bölgelerde yaşayan sivil halk yer değiştirdi elbette. Ancak bu Efrîn'in dışına doğru değil, Efrîn'in merkezine doğru oldu. Hatırlayalım Efrîn'in merkezi de TSK uçakları tarafından bombalandı. 

Çok açık ki, Efrîn halkları en büyük direnişi, topraklarını, evlerini terk etmeyerek gösterdi. Bu insanlık tarihinin gördüğü en büyük direniştir. Elbette saldırılar ile birlikte insanların günlük yaşam alışkanlıkları değişti. Halk yaşadığı mahallesini, evini savunmak için silahlandı. Savunma en temel yaşam biçimi oldu. Ancak savaşa rağmen günlük hayatı devam ettirmeye çalışmakta bir direnme biçimi. Türk devleti, Efrîn'de insanlığa karşı suç işledi, aralarında çocukların da olduğu onlarca kişiyi katletti. Efrîn halkı bir günde 36 kaybını toprağa verdi. Ortadoğu'da kayıplarının yasını tutarak direnmek de hep direnme biçimi oldu. 

27 Ocak günü Diktatör Erdoğan başta olmak üzere Saray şürekâsının Ankara'dan "Efrîn'i şöyle bitirdik, böyle bitirdik. Şuradan girdik, buradan çıktık” dediği günlerden biriydi. Bakan Çavuşoğlu'nun Ankara'da açıklama yaptığı sırada Ronahi TV’de Efrîn'in merkezinden canlı yayın yapıyordu. Kentin kuşatmaya alınmasına ve her an yeni bir hava saldırısı ile karşılaşılması tehlikesine rağmen binlerce kişi, kent merkezinde toplandı ve dünyaya canlı yayında mesajlarını ilettiler: Topraklarımızı terk etmiyoruz, direniyoruz. 

4 Şubat günü yüzbinlerce Efrînli kent merkezinde buluştu. Muazzam bir görüntüydü. Efrîn'in dört bir yanında TSK ile çetelerinin saldırıları sürerken, bu saldırılara YPJ/YPG ve QSD güçleri direnirken, sivil halk da en büyük direnişi yüzbinler olup sokaklara çıkarak göstermişti. İki yıl önce bu zamanlarda öz yönetim direnişi günlerinde Cizre'de de, Saray'ın özel kuvvetlerinin saldırılarına kadınlar, zılgıtları ile karşılık veriyordu. Her bir evden, her bir sokaktan kadınların zılgıtları yükseliyordu. 

Efrîn savunmasında 6 Şubat da tarihsel bir gündür. Kuzey Suriye'nin Cizîr ve Fırat kantonları ve Minbic, Reqa ve Tebqa ile Şengal'den Kürt, Arap, Süryani binlerce insan yüzünü Efrîn'e çevirdi. İki gün süren bir yolculuğun ardından Efrîn'de buluştu. Ardından da Türk devletinin katliamlarına rağmen topraklarını terk etmeyen Cinderêsê halkına destek olmak için Cinderêsê'ye gitti. Kuzey Suriye halkları, yasını paylaşırken, direnişin zaferine de ortak oldu.

Tüm bunların gösterdiği somut gerçek şu: Türk devleti kaybetti, Saray kaybetti. Halklar kazandı, kadınlar kazandı, Rojava kadın devrimi kazandı.

Elbette sahip oldukları teknik ve askeri üstünlüğün sayesinde kimi köyleri ele geçirebilirler. Ancak bu, savaşı kazandıkları anlamına gelmez, gelmeyecek. Diktatör Erdoğan haritaların önünde parmağını ileriye doğru uzatarak Mustafa Kemal pozuyla boşuna pozlar vermiyor. Efrîn işgaline gelen her itirazın hapisle cezalandırılması da boşuna gelir. Ömürlerini uzatmak istiyorlar. 

Kuzey Suriye halkları yapmaları gerekeni yaptı, yapıyor. Dünyanın geri kalan halklarının, bu direniş onuruna ortak olmaktan başka yolu da yok. Che'nin dediği gibi; "Yapılması gereken direnişçilere şans dilemek değil; onların kaderine iştirak etmektir. Onlara ya ölüme ya da en iyisi zafere dek eşlik etmektir."



910
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: