Kriminalizasyon ve ötesi

03 Şubat 2018 Cumartesi

DİLAR DİRİK

Son iki haftadır Kürt halkı ve yoldaşları her gün Efrîn direnişi için ve Türk devletinin faşist işgalcı saldırılarına karşı eylemdedir. Özellikle gençlik ve kadınların öncülüğünde gerçekleştirilen bazı işgal eylemleri hariç, genelde tüm eylemler yasal çerçeveler içinde yer alıyor. Kürtler protesto ve özgür düşünce ve görüş haklarını demokratik bir şekilde kullanıyor bu eylemlerde. Toplanma ve protesto yapma Avrupa ülkelerinin yasalarına göre ve insan haklarına göre demokratik hak olmalarına rağmen, aynı devletler bu eylemlere yönelik güvenlik ve polisiye tedbirlerle kriminalizasyona dayalı bir politika izliyor. AKP’nin Türkiye’de uyguladığı siyasi soykırım operasyonlarını Avrupa devletleri daha yumuşak şekilde pratiğe geçiriyor. Kısacası, kendilerinin sözde savundukları değerleri, yasaları ezip geçiyorlar. Çoğumuz ulusal kurtuluş, sosyalizm ve her türlü özgürlük hareketlerine karşı kriminalizasyon sistemlerinin siyasi ve ekonomik boyutlarını az çok anlıyor ve takip ediyordur. Ama dönemsel jeopolitika ve ekonomik çıkarılardan öte, kriminalizasyon nasıl bir duruşu ifade eder?

Kriminalizasyon, bir devletin iktidar projesini dayatabilmesi için uygulanan bir mekanizma. Devletin hükmüne karşı direnenleri ideolojik, ahlaki ve yasal bir şekilde politikadan uzaklaştırma çabasıdır. Bir görüşü veya hareketi yasa dışı kılınmaktan öte, kriminalize edilen hareketler ve düşünceler topyekün saldırıya uğruyorlar. Toplumsal, kültürel ve basın alanında böylesiyle illegal olan her şeyin öcüleştirilmesi sağlanılıyor. O kadar ki, kriminalize edilenler toplumun gözünde uyumsuz ve ahlaksız olarak tanımlanıyor. Devlete karşı direnen isyancı, polise baş kaldıran eylemci, sisteme meydan okuyan birey ve toplum, bu şekilde marjinal, anti-sosyal psikopatlar olarak yansıtılıyor. Polis ve devlet ise, kutsal yasaların gardiyanları olarak tanımlanıyor. Böylece, sistem karşıtlığı tamamıyla imkansız kılmaya çalışıyor.

Aslında politika ve politiklik bu şekilde yasaklanıp tabulaştırılıyor. Devletin tekelinden çıkan her perspektif ve eylem kriminalize edilerek terörist ve düşman kılınıyor. Hatta dış politikalarına göre yani daha esnek hareket edebilmek için, iç politikalar kısıtlanıp, şiddet meşru hale getiriliyor. Devlet özgürlükler alanını daraltıp, en başta da vatandaşın iradesini kırıyor.


Reqa ve Köln’de: Öcalan’ın resimi

Ekim ayında Reqa’nın özgürlüğünü YPJ’li savaşçılar Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın resimi önünde ilan edip, tüm dünya kadınlarına adadı. Bu gelişmeden hemen sonra, YPG ve YPJ öncülündeki QSD’yi askeri alanda destekleyen Amerikan devleti uyarılarda bulundu. Emperyalistlerin konseptine uyan Kürdistan’da Öcalan’ın ideolojisi ve paradigmasına yer yoktu çünkü. 

Rojava devriminin başından beri, DAİŞ’e karşı direnişi liberalleştirip, ideolojisinden boşaltma çabası vardır batı medyası ve politikasında. Tarihi Kobanê direnişini de devrimcilerin faşizme karşı zaferinden ziyade, emperyalizmin ve militarizmin kazancı olarak tanımlamak istediler. 

Ocak ayında merkezi Köln yürüyüşünde ve neredeyse Almanya’nın her kentinde yapılan eylemlerde, daha önce YPG ve YPJ bayraklarını yasaklayan Alman devleti, bayraklara bu sefer karışmadı. Ama Öcalan’ın resimlerini taşıyan her kese aşırı derecede saldırdı. Yanı: YPG/YPJ’nin olduğu yerde Öcalan olmayacak. Öcalan’ın olduğu yerde YPG/YPJ olmayacak. Bu sadece devletlerin kendi imajlarını koruma çabası değildir. Aynı zamanda DAİŞ’e karşı kahraman ilan edilmiş halkı liberalleştirip, ideolojisizleştirme girişimidir. Ama bundan öte de, DAİŞ’e karşı direnişin öncülerini ideolojilerinden koparmak. Tabi bu da bir özel savaş metodudur.

Belki Avrupa’da birçok hareket ve siyasi ideoloji kriminalize ediliyordur, ama Kürt özgürlük mücadelesinin yaşadığı olağanüstü uygulama onun alternatif sunmasından kaynaklıdır. 

Efrîn örneğinde birçok ezilmiş halk kendi kaderini görebiliyor. Ama aynı zamanda, direnişin her koşul ve güce karşı ne kadar muazzam sonuçlara vardırabileceğini de halklar görüyor. Kriminalizasyon işte tam da bu alternatifi imkansız kılmaya çalışıyor. 



2185
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: