Çekin pis ellerinizi çocuklarımızın üzerinden

fusun1@gmail.com | 11 Ocak 2018 Perşembe

FÜSUN ERDOĞAN

1989 sonbaharında, mesai sonrası Eminönü-Üsküdar vapurunda, karşımda oturan iki adam dikkatimi çekiyor. Adamlardan birisi, diğerine “hocam” diye hitap ediyor. Hoca denilen şahıs hem dizlerinin üzerinde açık duran dizüstü bilgisayarla uğraşıyor, hem de yanındakiyle sohbet ediyor. O yıllarda dizüstü bilgisayar yok denilece kadar az. Adamın “hocam” dediği kişiyle çocuklar ve gençler üzerine yürüttüğü sohbet hayli ilginç! Adam ortaöğretimdeki öğrencileri İmam Hatipler yoluyla çözdüklerini, ilkokul çağındaki öğrencileri de Kuran kurslarıyla idare ettiklerini, evde çocuklara televizyon izletmediklerini, fakat çocuklar sokağa çıktıklarında, evde kendilerine gösterilmeyen şeyleri gördüklerini, bunun için ana sınıfındaki çocukların eğitimi konusunda bir çözüm geliştirmenin şart olduğunu söylüyor...

Küçük bir hatırlatma!

27 Mart yerel seçimlerinden iki hafta sonra, tarih 13 Nisan 1994! Refah Partisi Meclis Grubu toplantısında Necmettin Erbakan’ın; “Şimdi ikinci bir önemli nokta, Refah Partisi iktidara gelecek, adil düzen kurulacak. Sorun ne? Geçiş dönemi sert mi olacak yumuşak mı olacak, kanlı mı olacak, kansız mı olacak,...” sözleriyle Refah Partisi ile askerler arasındaki çatışma açığa çıkmıştı.

Recep Tayyip Erdoğan 6 Aralık 1997’de gittiği Siirt’te “Minareler süngümüz, kubbeler miğferimiz, camiler ise kışlalarımızdır...” şiiriyle bir başka çıkış yapmış, bu nedenle 10 ay hapis cezası almıştı. 2002 yılında işbaşına geldiklerinde taktik değiştirerek, adım adım iktidara yürümeyi tercih ettiler. Tek adam diktatörlüğünü kurma ve sağlamlaştırma stratejisini de bu yolla hayata geçiriyorlar.

18 Temmuz 2017’de Milli Eğitim Bakanlığı’nın açıkladığı müfredatta Evrim Teorisi’nin müfredattan çıkarılması, cihadın müfredata “dinimizde var” gerekçesiyle konulması ve tartışılması gereken daha birçok konuya müfredatta yer verilmesi ne yazık ki hakettiği tepkiyi, karşı koyuşu almadı.

En son Diyanet’in sitesinde yayınladıkları “fetva”ya göre evlilik yaşının kız çocuklarda 9, erkek çocuklarda 12 olması tartışılırken, aslında müftülüklere verilen nikah kıyma yetkisiyle bunu da çoktan halletmiş oldukları açığa çıktı.

Faşist diktatör Erdoğan ve AKP’si kendi planlarına göre çıkardıkları KHK’lerle ülkeyi dizayn ederken, medyasıyla-sosyal medyasıyla toplumun algısını yönetme işini büyük bir titizlikle yürütüyor. Tayyip’in Aktrolleri Sosyal medyada Diyanet’in fetvasını (ki, gerçekten laik olan bir ülkede Diyanet’in fetva vermesi kabul edilemez) eleştirenlere karşı savaş açmış durumda. Ergen yaştaki çocukların flört etmesine müsade edilmesine gönderme yaparak; “bu yaştaki kız ve erkek çocuklarının flört ederek zina yapması normal de, evlendirilmeleri mi anormal” diyerek Diyanet’in fetvasını savunuyorlar.

Bir yandan bunlar yaşanırken, diğer yandan ana okullarında çocuklara oynatılan “oyunlar” çocuklarımızın nasıl bir tehdit-tehlike altında olduğunun da açık göstergesi, işareti olarak kayıtlara geçiyor. Normal olarak o yaştaki çocuklara ana okullarında verilen eğitimde çocukların yeteneklerini, kavrayışlarını geliştirmeye yönelik oyunlar oynatılması gerekir. Ne var ki, şu anda bir şekilde sosyal medyaya ya da basına yansıyan görüntülerden ana sınıflarında, hatta kreşlerde durum çok farklı minvalde ilerliyor. Zeka geliştirme oyunlarının yerini evcilik oyunu almış durumda. Kız çocuklara gelinlik giydirmekle kalmıyorlar bir de beline kırmızı kuşak bağlıyorlar. Erkek çocuklara damat elbisesi giydirip, o yaştaki çocukların beyinlerini sakatlıyorlar. Bu da yetmiyor, kız çocuklarına “kocalarının” ayaklarını yıkatıyorlar. Fiilen kız çocuklarını 9 yaşında evlenmeye hazırlıyorlar.

Kız çocuklarının başlarını kapatıp, erkek çocuklara takke giydirip, Kuran ezberletiyorlar. Toplumsal cinsiyet rollerinin doğumdan hemen sonra çocuklara öğretilmesi yetmezmiş gibi, şimdi bunun Şeriat’a uygun olan rolleri çocuklara öğretiliyor. Ve bizler sadece çocukların değil, bütün bir toplumun geleceğini yok edecek bu uygulamaları kötü bir film seyreder gibi izliyoruz. Pis tırnaklarını çocuklarımızın hayatlarına ve geleceğine geçirmiş bu gerici-yobaz uygulamalar karşısında sessiz kalarak ya da hakettiği tepkiyi vermeyerek ortak oluyoruz!..



1114
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: