İran: Düğümleri çözülen ülke

yildirimrojda@hotmail.com | 10 Ocak 2018 Çarşamba

ROJDA YILDIRIM

Ortadoğu denkleminde kimilerinin “emperyalist yayılmacı” olarak gördüğü, kimilerinin kendi toprakları dışında sürekli savaş ihraç eden bir ülke olarak değerlendirdiği ama en nihayetinde sisler ardına gizlenmiş ve sırtını yasladığı devletçi geleneğin, din olgusunun toplum-kadın üzerinde yağlı urgan olarak sallandırıldığı bir ülkedir İran.

Birçok kadına 'İran' diye sorsanız şüphesiz 'Soraya’yı Taşlamak” filmiyle yanıt verir. Hafızalara kazınan gerçeklik ise, Soraya’yı taşlayan zihniyetin sadece küçük bir köyde değil, sistemin genelinde zuhur bulmasıydı.

Nasıl ve nereden bakılırsa bakılsın bir ülkenin siyasal ve ideolojik aynası kadının toplum içindeki duruşudur. İran, Şah süreciyle yaşadığı modernite krizini demokratik olarak evriltemediğinden, kadınlar ciddi bir sosyal kırılmanın ve molla rejimi tarafından devrim muhafızlarıyla zaptedilmiş yaşamlarının her geçen gün ağırlaşan krizini yaşadılar.

Gazeteci İpek ve Oral Çalışlar, birlikte hazırladıkları 'Bir Erkek Cumhuriyeti: İran' adlı kitapta, kadının rejim karşısındaki duruşunu anlatmak açısından çarpıcı bir örneğe yer verirler.

Olay “İslami Devriminin” 14. yılında, 21 Şubat 1994'te Tahran'da gerçekleşir. Amerika'da doktora yapmış Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi Homa Dharabi Şah’a karşı çıkmış, “İslam Devrimini” desteklemiş bir çocuk psikiyatrisidir. Zamanla İslam rejiminin kadınlara karşı çıkardığı yasaları kabul etmemeye başlar. Kadınlar açısından hayatın her alanının kuşatma altında olduğunu bizzat kendi yaşamında deneyimler. Tahran'ın kalabalık meydanlarından birinde üzerine bir bidon gaz döküp bedenini ateşe verir. Yanarken "Diktatörlüğe ölüm! Çok yaşa sen özgürlük!" diye bağırır.

Her teokratik yönetim gibi muhalif olanın “şeytanla” denkleştirildiği İran için en tehlikeli kesim ise, kuşkusuz hakikat damarı güçlü olan bu topraklarda direnişçi kadın toplumsallığıdır.

Rejim 2009'da Kürt kadın direnişçi Neda’nın katledilmesiyle çatırdamaya başlayan iktidarını güvene alma ve yükselen kadın muhalefetini sindirme amaçlı İran siyasetinde görünür olmayan kadına 3 bakanlıkta yer vererek eritmeye çalışsa da, Neda öncesi ve sonrası yaşananlar unutulacak gibi değil... Direnişçi kadınlara dönük politikaları ise cins kırımcı bir karakterde devam ediyor.

İki gün önce bir Kürt kadını evinde öldürülmüş olarak bulundu. Zehra Azad Sêrêşt Kirmanşan’da yaşıyordu. Sistematik işkence altında tutulan Kürt siyasi tutsak Zeynep Celaliyan ile dört yıl aynı cezaevinde kalmıştı. Zindandan çıktıktan sonra tüm tehditlere rağmen Celaliyan ile görüşmeye devam etti. Celaliyan aleyhine konuşması dayatıldı. Kabul etmedi, öldürüldü.

Şîrîn Elemhulî: 9 Mayıs 2010 tarihinde PJAK üyesi olduğu gerekçesiyle idama mahkum edildi. Şîrîn Elemhulî aylarca süren işkencelerden geçirildi. İran, şeriat hukukuna dayandırarak Elemhuyi’yi “cennete” gitmesin diye önce tecavüz, sonra da idam etti.

Ferînaz Xoşrewanî; 2015 yılında çalıştığı otelde İran istihbaratının bir ajanı tarafından tecavüz edilmek istendi. Ferînaz tecavüzden kurtulabilmek için dördüncü kattan atlayarak yaşamına son verdi.

Atefah Sahaaleh Fars bir kadındı. 13 yaşında bir erkekle aynı arabada görüldü diye hapse atıldı. Cezaevinden çıktıktan hemen sonra 51 yaşındaki bir taksi şoförünün tecavüzüne maruz kaldı. İhbar sonucunda yeniden tutuklandı. Bu sorgu sırasında tecavüze uğradığını dile getirdi. Hızla yapılan yargılama sonucunda hakkında idam kararına varıldı. Ancak 16 yaşında olduğu için Yüksek Mahkemenin izni gerekiyordu. Mahkeme 2 gün içinde kararı onayladığını duyurdu. Bütün herkese ibretlik olsun diye kent meydanında idam edildi. Bununla da kalınmadı idam edilip gömüldükten bir gün sonra mezarından çıkarılıp cesedine tecavüz edildi.

Adlarını saymakla bitiremeyeceğimiz binlerce örnek daha sıralanabilir. 28 Aralık’ta başlayan ve hâlâ devam eden protestolar, dünyanın gözünü kulağını İran’a çevirdi. İran sokaklarında yükselen sesler, bir sopanın ucuna bağlanan başörtü ve onu özgürlük timsali tutan kadın, gelecekleri için direnen kadınların ve zulmün bundan sonrasına tahammülleri kalmayanların sembol görüntüsü haline geldi. Özgürlük ve eşitlik damarı güçlü olan bu topraklarda kadınlara atılan cinsel düğümler teker teker çözülüyor. Çünkü kadınlar sadece İran'da değil bütün Ortadoğu’da gerçekleşecek demokratik devrimlerin de en iddialı özgürlükçü adaylarıdır.



993
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: