Her zaman cesaretimiz olacaksın

08 Ocak 2018 Pazartesi

GÜLİZAR TURAL

Gidişi 5. yılına giriyor diyorlar, ben hâlâ alışamadım. Gözlerindeki ışıltıda Diyarbakır zulmüne direnen o asi, yenilmez kadını okuduğum anların gücü bırakmıyor belki. Bir patikada yürürken seninle karşılaşıp o güzel enerjinle beni kucaklayacağın an’ı hayal edip heyecanlanıyorum. Birbirimizden uzak geçirdiğimiz bir kış gününde yollar aşıp gelen mektubunun umuduna sardım yüreğimi. Zulmün üşüttüğü yüreğimi, sımsıcak ruhunla bir daha ısıtabilme ihtimalini kuşanıyorum yine. Sana yazdığım ve ulaşıp ulaşmadığını öğrenemediğim mektubumun cevabında kaldı beklentilerim. Yazardın biliyorum, sen hiç birimizi atlamadan sevmeye çabalardın. Barış kelimesini duyduğunda bile heyecanlanan o güzel yüreğinin beş yıldır atmadığına inanmıyorum. O yürek, her birimizin göğüs kafesinde atmaya devam ediyor. Binlerce minik kız çocuğunun yüreğinde atıyor.

Sen faşizmin zulmünü iliklerine kadar yaşadın; bilirsin. Ona karşı direnişi daha çok bilirsin. Tüm Türkiye Diyarbakır zindanına çevrilmek isteniyor bugünlerde. Senin faşist zulme karşı direnişin, zemheri soğuğu gibi bizi vuran Ocak ayında daha çok düşüyor aklıma. Yüzüne tükürerek öldürdüğün işkenceci cellat, bugün tüm Türk erkeklerinde hortlatılmak isteniyor. Tüm kadınların, çıplak bedeninden başka silahın olmadığı halde zulme direnen cesaretini, aklını, direngenliğini kuşanmaya her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. Müzakere masasına oturmuşken senin, Fidan ve Leyla’nın katliamına ferman veren zihniyet, 100 yıldır ‘‘Kürt-Türk halklarının kardeşliği değil, düşmanlığı’’ diyen erkek egemen faşist zihniyettir. Bu zihniyet 15 yıldır daha fazla adım adım kendi evini, Türkiye’yi işkenceli zindanlara çeviriyor. Türkiyeli, özellikle Türk erkekler bize karşı yürüttükleri savaşla şekilleniyorlar. Vahşileşiyorlar, insan olma özelliklerini kaybediyorlar.  Kürtlere dayattıkları sınırsız ve koşulsuz itaati şimdi günün her anında eşlerine dayatıyorlar. Bugün zindanlarda binlerce tutsak yoldaşımıza giydirilmek istenen tek tip elbise ile Türkiye toplumuna ‘‘9 yaşındaki kız evlenebilir ve hamile kalabilir’’  diyanet fetvası ile giydirilmek istenen deli gömleği aynı. Tek bir ses, toplumdan tek bir şey istiyor. ‘‘Koşulsuz ve sınırsız itaat!’’ 

Kürtleri mülkleştirmeye dayalı Türk erkek egemen faşist zihniyeti bugün eşini, çocuğunu mülkü sayıyor, eziyor, tecavüz ediyor, ‘9 yaşında evlenip hamile kalabilir’ diyen Diyanet fetvasını destekliyor. Geçenlerde bir Türk erkek, sözde baba, biri 4, biri 2 yaşındaki kızını pompalı tüfekle öldürdü, sonra da kendisini vurdu.  Çocukların annesinin sözlerinden çok etkilendim, ‘‘Güzel olduğum için değil, boyum posum için değil, o benim kafa yapımı takıntı haline getirmişti, yenilgiyi kabul edemiyordu.’’ Bizimle yürüttükleri savaşla aynı zamanda Türkiye toplumunu ne kadar yaraladıklarını anlatıyor bu trajik hikâye. Okuduğumda seni düşündüm, bir erkeğin zulmü karşısında direnmeye çalışan bu Türkiyeli kadın seni heyecanlandırırdı. Çocuklarını kaybeden bu annenin acısını; ‘‘Bu hareket insanın özüne indi, insanın özüne hitap etti, bir insanlık hareketidir’’ diyen sen, yüreğinin derinliklerinde yaşardın. ‘‘Bu takıntılı kafa yapısıyla savaşmalıyız’’ derdin. Direnen kadını, direnen Kürt’ü, kendisi gibi olmayanı takıntı yapan bu zihniyeti değiştirmek için savaşırdın. 

Yaşayan Kürt’ü takıntı yapan bu zihniyet ‘en iyi Kürt ölü Kürt’tür’’ diyerek Kürdistan insanıyla, coğrafyasıyla her an savaşıyor.  Son aşamada kendisine göre olmayan tüm canlıları, çocukları dahil takıntı yapıyor. En son takıntısı varlığı oluyor, kafasına sıkıyor. Bu bir erkeğin durumu değil, bu Türkiye’ye 100 yıldır giydirilmiş deli gömleğinin bugün ulaştığı düzey. Sen bu gömleği yırtmak için yola çıkan bir özgürlük hareketindeki ilk kadınsın. Halklara, kadınlara giydirilmek istenen bu deli gömleğini parçalansın ve insanın insana yaraşır onurlu bir yaşamı olsun diye onlarca yıl asice ve asilce savaştın. İran’da başındaki beyaz türbanı çıkarıp serhildana bayrak eden kadınlarla birlikte biz de Türkiye’ye giydirilen deli gömleğini yırtıp ayaklarımız altında çiğneyeceğiz. Senin son ana kadar büyük bir onurla taşıdığın asaletin bizim cesaretimiz olacak her zaman. Türkiye’nin karanlığa adım adım itilişini durduracak olan da Türkiyeli kadınlarla birlikte Kürt kadınlarının bu cesareti olacaktır. Bugün senin yarattığın mirasla zindanlarda binlerce insan direniyor. Leyla Qasım’dan nasıl etkilendiğini anlatmıştın ya, şimdi on binlerce İranlı-Kürt kadın zulme karşı kuşandığın cesaretle İran serhildanlarına öncülük ediyor. 

İnanmadık yokluğuna, inanmayacağız. Barış ve özgürlük sözleri bile yüzünü aydınlatır, gözlerini ışıldatırdı.  Barışı ve özgürlüğü bu toprakların hakikati yaptığımız zamanın ruhunda buluşacağız seninle.   




853
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: