Senaryo Fetö, yöneten-oynayan Tayyip!

suatbozkus@gmail.com | 06 Ocak 2018 Cumartesi

SUAT BOZKUŞ

PKK kurucularından Sakine Cansız, KNK Paris Temsilcisi Fidan Doğan, Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez katledilmelerinin 5. yıldönümünde anılıyor. Bugün Paris’te „Hakikat ve Adalet“ şiarıyla Avrupa merkezli bir yürüyüş ve miting yapılıyor.

Tetikçinin ölüme terk edilmesiyle karanlığa gömülmek istenen bu katliam KCK’nin son açıklamasıyla aydınlatılmıştır. KCK açıklamasında “İmralı görüşmelerine devlet heyeti adına Muhammed Dervişoğlu’yla birlikte katılan Sabahattin Asal’ın bir MİT yöneticisi olarak 9 Ocak 2013’te gerçekleşen Paris Katliamı’nın planlayıcısı“ olduğu belirtilmiştir. Fransız makamlarının bu katliamdaki rolü de aydınlatılmaya muhtaçtır. Katliamcıları nefretle kınarken, Sakine-Fidan ve Leyla’yı tüm şehitlerimizle birlikte saygıyla anıyoruz.

2011-2012 yıllarında Oslo görüşmeleri yapılırken savaşa son verilmesi ve diyalog yoluyla çözüm bulunması umutları artmıştı. Tam da bu dönemde Gülen grubunun medyadaki borazanları Sri Lanka senaryolarını yazıp çiziyor ve zafer çığlıkları atıyorlardı. Kalemlerinden ve dillerinden-dişlerinden kan damlayan bir vahşetle, PKK’yi bitirmek için Avrupa’daki ve Kandil’deki PKK liderlerini nasıl katledeceklerini yazıyorlardı. 100-150 arasındaki PKK liderini suikastlarla imha ederek PKK’yi yok edeceklerini ilan ediyorlardı. Kendi alçakça ifadeleriyle „Ciğerlerini söküp“ getireceklerdi. PKK’nin aldığı karşı önlemlerle bu girişimlerin çoğu boşa çıkarıldı. Ama Paris’teki vahşi katliam engellenemedi.

O günlerden sonra Gülen ile Erdoğan’ın arası açıldı. AKP şefleri önce katliamdaki rollerini inkar etti, sonra da „Fetö“nün üstüne attılar. Erdoğan „Bizi aldattılar, Rabim ve milletim beni affetsin“ diyerek sıyırtmaya çalıştı ama anlaşılıyor ki, Gülen tarafından yazılan senaryoda başrolü oynayan Erdoğan’dır. Bütün suçlarda ve yolsuzluk-hırsızlıklarda ortaklardı. Bu nedenle Erdoğan Paris katliamını açıklığa kavuşturmak değil tam tersine sis perdesiyle örtmek çabasındadır. Çünkü baş sanık kendisidir ve bunu örtmek için her yola başvurmaktadır.

Erdoğan diktası Kürdistan halkının özgürlük hareketine karşı DAİŞ’i besleyip sahneye sürdü. İçeride ve dışarıda bu işbirliğiyle binlerce insanın canına kıydı, onbinlerce insanı zindanlara attı. Bunun belgeleri bütün medyada yayınlanmış bulunuyor. Erdoğan diktası batağa saplanınca çareyi Kürtleri katlederek sahte zaferler peşinde koşmakta buluyor. „Kobenê düştü, düşecek“ten sonra „Bir gece ansızın gelebiliriz“ diyerek Afrin’i işgal senaryoları kuruyorlar. MİT’in suikast timlerini Avrupa ülkelerine ve Kandil’e kadar göndererek Gülen’den aldıkları rolü oynamaya çalışıyorlar.

Erdoğan’ın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu kendisinden önceki bakanlardan hiç ders almamış gibi PKK’ye bahara kadar ömür biçmişti. Kaç bahar geçti ve de geçecek ama onlar hala yeni katliamlar ve suikastlar peşinde. Böylece halkların özgürlük mücadelesini ezebileceklerini sanıyorlar.

Kendi partisi içinde bile muhalefetin artması ve en son Gül’ün de itirazlarını dile getirmesi Erdoğan’ı çılgına çevirmiş bulunuyor.

Erdoğan kendisine itiraz eden belediye başkanlarını tasfiye ettikten sonra Gül’ü de hain ilan etmiş ve tetikçi yazarlarını Gül’ün üstüne salmıştır.

Bu şartlarda yeni seçimler yapılır mı, ne zaman nasıl yapılır meçhuldür. Artık göstermelik de olsa demokratik bir seçim olanaksızdır. Erdoğan ya seçimleri erteleyecek ya da seçim adı altında bir tiyatro oynatacaktır. Muhalifleri zindana atarak sindirmek ve dağıtmak çabasındadır. Ayrıca belediyeleri de işlemez hale getirmiştir. Yeni dönemde belediyeleri valiliklere bağlı bir daireye dönüştürmek için hazırlık yapıyorlar. Böylece demokrasinin en temeli olan, halkın biraz nefes alabildiği  yerel yönetimler toplumsal yapıdan tasfiye ediliyor. TBMM, hükümet zaten devre dışı. Yargı’nın durumu da ortada.

Bırakın meclisi hükümetin bile haberi olmayan KHK’ler ile Türkiye tam bir Tayyip Cumhuriyeti ya da Tayyiban Cumhuriyeti oluyor.

Şimdi soru, bu cumhuriyetin daha kaç ay ya da yıl yaşayabileceğidir. Bu da halkların direnişi ve mücadelesiyle belirlenecektir.



1265
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: