Reqa zaferi ve Tayyip’in sonu!..

15 Kasım 2017 Çarşamba

BAKİ GÜL

Soysuz DAİŞ çeteleri Irak topraklarını istila edip Musul ve Reqa üzerinden Suriye ve Kürdistan topraklarına saldırdığı dönemde Tayyip Erdoğan’ın DAİŞ sevgisi ve ilgisi oldukça fazla ilgi çekiyordu.

DAİŞ, Reqa’yı kendisine başkent yaptığında ve Musul’da hilafetini ilan ettiğinde ise Tayyip Erdoğan’ın bu gelişmeye gıpta ile bakıyordu. Yüzlerce TIR yüklü silahı Til Ebyad ve Azaz-Halep hattından çetelere sevk ettirip, Kobanê üzerinden Rojava’yı işgal edip devrimi boğacağını hesaplıyordu. Hatta bununla yetinmeyip, Bakur Kürdistan’daki Kürt siyasal hareketini askeri ve siyasi olarak da tasfiye etmeyi kafasına koymuştu. 

Erdoğan ve ekibi bu esas üzerinden DAİŞ çetelerine bel bağlamış; Kürtleri tasfiye edip, Suriye ve Irak başta olmak üzere Ortadoğu’da kendi iktidar ve nüfuz alanını genişletecekti. Ancak hesabı tutmadı. PKK önderlikli Rojava Devrimi’ndeki Kobanê zaferi DAİŞ’i durdurmuş ve geriletmeyi başarmıştı. 

Erdoğan ve ekibi bu gerçeği görünce bu kez de sahip çıktığı ve silahlandırdığı çeteleri Rusya ve İran’a satmaya başladı. Kobanê merkezli Rojava devrimini çökertemeyen Erdoğan, Halep’te çeteleri Rusya ve İran’a sattı. Suriye’de eleştirdiği rejim ile aynı düzeye geldi. TC, DAİŞ ile ilişkisini süreklileştirmeye çalışsa da Demokratik Suriye Güçleri ve uluslararası koalisyon Tabka ve Reqa operasyonları ile durum iyice farklılaştı. Erdoğan, DAİŞ’i kurtarmak için Cerablus’u işgalinden sonra İdlib’e girdi. Erdoğan bu hamleleri ile çizilen karizmasını ve gıpta ettiği DAİŞ’i kurtaramadı. Çünkü DAİŞ; başkenti Reqa’da çökmüştü. Öncesinde ise Musul, Şengal ve Kerkük hattında DAİŞ yenilmişti. Ama özellikle Reqa’da DAİŞ’in yenilgisi, bölgede yeni sonuçlar doğurdu. 

Demokratik Suriye Güçleri’nin Reqa Zaferi, sadece Irak ve Suriye’deki dengeleri değiştirmedi. Türkiye, Suudi Arabistan ve diğer bölge ülkelerinde yeni durumlar ortaya çıktı. KDP’nin referandum politikası ve sonrasındaki utanç verici gelişmeleri de bu Güney Kürdistan siyasetinin bu durumu okuyamaması ya da dar siyasal bakışı ile hamlelere girişmesi de Reqa’daki gelişmelerle ilgiliydi. Sadece KDP değil; DAİŞ’in yükselişte olduğu dönemde, bu soysuz çetelere bel bağlayan Türkiye, Katar, Suudi Arabistan gibi güçlerin yanı sıra İran, Irak gibi devletler de kendilerine göre yeni taktik hamlelere giriş yaptı. 

Bugün bu devletlerin içine girdiği kaotik durum ya da kriz siyasetleri bu gelişme ile ilgilidir. Ancak Türkiye’nin durumu ya da yapmak istedikleri biraz daha farklı bir hal almış durumdadır. Suudiler kendi içlerini temizlerken, İran mevcut durumdan kendisini korumayı esas alıp savaşı kendi dışında tutmayı; Irak ise özellikle Abadi hükümeti üzerinden ABD’nin desteği ile kendisine bir biçim vermeyi hedefliyor. Türk devletinin ise Kürt düşmanlığı yaparak, taktik hamleler geliştirmek istediği siyaset; Suriye ve Irak’ta tamamen kendi yenilgisini gizlemek üzerine kuruludur. Türkiye kendi içindeki kaosu gizlemek ve yaşadığı tıkanmayı aşmak için eski anti-Kürt ittifaklarını tazelemeyi ve kendisini bir dönem daha sürdürmeyi hesaplıyor. Peki bu hesaplar tutar mı? Reqa’dan sonra Suriye’nin ve bölgenin eski bölge olamayacağını herkes gayet iyi biliyor. 

Çünkü 20. Yüzyılın Hitler’i, kendisini 21. Yüzyılda DAİŞ ve Tayyip Erdoğan olarak gösterdi. Buna karşı insanlığın ortak mücadelesi ise direnerek zafer kazandı. Ve insanlık Reqa’da kazanılan zaferle kendi değerlerini yeniden inşa edip anlamlandırınca Erdoğan gibi hilafet ve diktatörlük içeren siyasal aktörlere fazla bir ömür biçmeyecektir. Suudilerin milyar dolarlık servet sahibi prenslerinin tutuklanması ne ise, AKP’li belediye başkanlarının görevden alınması da odur. “Yenilen DAİŞ yenilen AKP’dir” sözünün doğruluğu kendisini hayatta gösterecek ve önümüzdeki kısa sürede olmasa bile orta vadede AKP ve Erdoğan faşizminin kendi içinde parçalı ve çatışmalı bir hal alacağını söylemekte fayda var. Kendi içinde askeri ve polisi ile çatışmalı olan, memuruna güvensiz bakan, toplumu aptallaştırmayı politika sanan AKP’nin gidişatı ve Erdoğan’ın geleceğinin pek de parlak olmadığını görmek isteyen herkes görebilir. 

Gerçekten de Reqa’da yenilen DAİŞ, aynı zamanda yenilen AKP’dir. AKP, DAİŞ petrolünü ve DAİŞ eliyle gerçekleştirdiği katliamları da eskisi gibi rahatlıkla yapamayacaktır. Bunun yerine ikame edeceği çeteler de Tayyip Erdoğan’ın ne kadar kemiksiz olduğunu bildikleri için TC’den uzak durmayı esas alacaklar. Yani Erdoğan ve ekibinin işi hiç ama hiç kolay değil. Dağı taşı bombalayarak, bağırıp çağırarak ne Erdoğan ne de yanındakiler bir yere varamayacaklar. Çünkü Erdoğan’ın 2015 Temmuz’unda Kürtlere karşı başlattığı topyekün savaşta da istediğini alamadı. Ve şimdi gelişecek her gelişme sonrası yani ansızın Erdoğan için bir şeyler olabilme potansiyeli daha fazladır. Bu duruma kısa ve sade bir örnek, 10 Kasım’daki devlet töreninde yaşandı. 

Erdoğan, kendi generallerinin silahlarının şarjörlerini boşaltarak tören sahasına aldırdı ama kendi korumalarına ağır silahlar taşıttı. Yani durum bu kadar vahim…



1624
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: