Şarlatanlar, yalancılar ve kaçak hacılar!

ozguramed@live.com | 14 Kasım 2017 Salı

Özgür Amed

Abadi geçenlerde BBC’ye verdiği bir röportajda ilginç şeyler söyledi. Ne dediğine bakalım: Erbil yönetiminin ‘300 bin peşmerge var’ iddiasını gerçekçi bulmadığını ifade eden Abadi, „Kürdistan’daki birçok yetkili bana küçük bir silahlı gücün bulunduğunu kalanların ise evlerinde oturduğunu söylüyor“ dedi.

Federal hükümet çatısı altında görev yapacak peşmerge güçlerini maaşa bağlamaya hazır olduğunu ifade eden Abadi, „Eğer kendi küçük yerel silahlı güçlerinin olmasını istiyorlarsa, bu silahlı güç çok kalabalık olamaz. Bu silahlı gücün parasını da kendileri ödemeli. IKBY, federal hükümet tarafından yapılan ödemeler için dipsiz kuyuya dönüşmemeli“ diye konuşuyor. 

Bahsettiği şeyler, “evinde oturan peşmerge”, “parası neyse biz hal ederiz” noktası vs. Nasıl anlamak lazım bu sözleri? Neden böyle bir noktadan değerlendirme yapıyor? Yapar çünkü Barzanilerin yumuşak karnını gayet net bulmuş. Para ve para… Birileri bu durumu utanç olarak üzerine almış mıdır bilmiyorum.

***

Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 yılının umre döneminde 325 bin kişinin umreye gittiğini açıklarken Suudi Arabistan Haç Bakanlığı Türkiye’den 2017 yılında 342 bin kişinin umreye geldiğini açıkladı. Bu verilere göre 17 bin kişinin sahte Diyanet Umre Kartı kullanarak veya kaçak olarak umreye gittiği anlaşılıyor. Kaçak hac tam olarak nasıl oluyor bilmiyorum. Ama dönemin ve ülkenin ahlakına göre sayı çok az. Bence en az yüz bin olmalıydı bu sayı. Çünkü şuan namaza, dine, hacca, şuna buna sığınanların büyük çoğunluğu sahtekâr ve kaçak yapıyor bu işi. Rant uğruna girmedikleri kılık yok. Başını sahtekarca secdeye götürüyor. Ahlaktan yoksunluğun tavan yaptığı bu yılları neyle açıklayacağız? Bu çürümenin yanında hacca kaçak gidip kaçak bir iki tavaf nedir ki! 

***

Rudaw TV kanalının çirkefliklerini listelesen dünyanın etrafını üç kez çevirir. En son aklıma gelen Habur sınır kapısının teslimi meselesinde oldu. Tüm kanallar canlı yayına geçmiş kapıdaki resmi töreni yayınlıyor. Irak ve TR’den askerler içeride tören yapıyor falan. Rudaw ise alemde! Geçtiği ve gün boyu değiştirmediği haber metni şöyle: 

“Kürdistan Bölgesi Gümrükler Genel Müdürü, Iraklı güçlerin gümrüğe girdiği iddialarını yalanladı. Türkiye medyası, Habur Sınır Kapısı karşısında, Kürdistan Bölgesi denetiminde olan İbrahim Halil Sınır Kapısı’nın Irak yönetimine teslim edildiğini iddia etti. Rûdaw’a konuşan Gümrükler Genel Müdürü Samal Abdurrahman, şimdiye kadar hiçbir Iraklı gücün gümrüğe girmediğini söyledi. Samal, “Böyle bir şey varsa ya da herhangi bir güç sınır bölgesine gelecekse doğrudan beni haberdar ederler” dedi. Abdurrahman, sınır kapısında gidiş gelişlerin önceki günlerde olduğu gibi normal seyrinde devam ettiğini ifade etti.“

Maşallah maşallah! Bakın her şey normal seyrinde imiş! Ve kapı o gün devredildi. Şuan kapı kimde Rudaw? Her şey normal mi? Peki bu haber, bu yalan nedir? Sana mecburi umut bağlayan bir Neçirvanist’e de mi acımadın law! 

***

Yandaş medya cephesinde ara ara ilginç şeyler olmuyor değil. Esasta muazzam bir tutuşma var. Kazanların kaynadığı bir gerçek. Rant bölüşümünde kanallar tıkanınca ve gemi su alınca itişme kakışmalar da yaşanır, yaşanacaktır. İbretlik bir örneği geçenlerde lağım çukurundan daha kirli Akit gazetesi ile AKP Vekili Şamil Tayyar arasında yaşandı. Tayyar önce Akit’in Ankara temsilcisine “Akit TV’de bir süzme, aşağılık adam” dedi. Akit de “Şarlatan teyyare! Bu çakal konjonktür neyi gerektirirse ona göre pozisyon alan bir pervane. Bu çakalın Feto’ya çaktığına bakmayın seçimlerde yeniden milletvekili olmasını sadece ve sadece FET֒nün Gaziantep imamlarına borçlu.” Diyerek cevap verdi. Bakın iki taraf da son derece haklı… 

Hatta az bile söylüyorlar. Aranıza girip ayıracak değiliz. Lütfen daha çok didişin, kakışın. Birbirinizi ısırın… Şimdiden teşekkürler! 




776
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: