Demokratik federal çözüme destek verilmeli

10 Kasım 2017 Cuma

ZILAR STÊRK

2014 yılında Irak Şam İslam Devleti, kısaltılmış haliyle IŞİD veya DAİŞ, uluslararası bölgesel bir terör örgütü olarak sahaya sürüldü. Ortaya çıkmasındaki temel amaç insanlık değerlerini ayaklar altına almak iken, sahadaki somut hedeflerinden biri de, Suriye ve Irak’da içine girilen değişim-dönüşüm sürecinin önünü almak ve bu süreçten Kürtlerin devrimsel bir kazanımla çıkmasını engellemekti. Bunun için öncelikle Musul’u düşürüp, ondan sonra Kürtlüğün kök hücresi olan Êzîdîliği Şengal’de katliamdan geçirmek istediler. Ardından Kerkük ve Maxmur’u alıp, Hewler’e girmek istediler. Irak ordusu ve peşmergenin terk ettiği bu alanlarda, HPG ve YJA Star güçlerinin gösterdiği direniş sayesinde, DAİŞ çeteleri Hewler sınırından geri çekildi. Hatırlanacağı üzere bu gelişme üzerine, Mesud Barzani’nin bizzat kendisi Maxmur kampına gidip, oradaki HPG Komutanlığına teşekkürlerini sunmuştu.

Faşist DAİŞ çetesi, daha sonra bütün şiddetiyle Kobanê’ye yöneldi. Kobanê’de Kürt gençleri özgürlük gerillası öncülüğünde, çok tarihi bir direniş verdi. Kobanê’de Kürt gençleri şahsında, insanlığın birikmiş değerleri direniyordu. Öyle ki, dünya halklarının yüreği adeta Kobanê’de atmaya başlamıştı. Dünyanın değişik yerlerinden Kobanê direnişine katılım gelişiyordu. Bakur Kürtlerinin ve Türkiye Demokrasi Güçlerinin, Kobanê direniş süreci boyunca Suruç’da tuttuğu direniş nöbeti, insanlığın komünal demokratik değerlerini koruma refleksi anlamına geliyordu. 6-7-8 Ekim günleri arasında Kuzey’deki fedai kalkışın Kobanê direnişine vermiş olduğu maddi ve manevi destek, zaferin kazanılmasında tarihi bir rol oynadı. 

Kobanê ile beraber, dünya demokrasi tarihine geçmiş günlerdir. İnsanlık hafızası bunu unutmayacaktır. Öyle ki, hemen ardından; 1 Kasım günü dünyanın birçok yerinde halklar, emekçiler, ezilenler, entelektüel ve aydınlar, kadınlar ve demokratik yapılar eş zamanlı yürüyerek, DAİŞ vahşeti altındaki Kobanê direnişine destek verdiler. Bu gün, Dünya Kobanê Günü olarak tarihe geçti. Nitekim, Kobanê’de savaşıp direnerek şehit düşen her kahraman, Dünya demokrasi güçlerinin bu ortak yürek atışını kendi yüreğinde his ederek kendisini feda etti. Çünkü direniş felsefesinde şöyle bir gerçek vardır; uğruna savaştığı ve direndiği değerlerin farkında olan bir kimsenin karşısında, ölüm küçülür, ölüm korkar, bir hiç olup kalır. Hele bir de o değerler farkındaysa onun… Ölüm, direnişin onurlu yürüyüşünden korkar olur böylesi zamanlarda… Somut bir gerçeklik olarak, Kobanê’de ölüm gerçekten de korkmuştur direnişten… Çünkü Kobanê’deki kahramanlar şahsında direnen, insanlık onuru ve değerleri olmuştur. Dolayısıyla Kobanê Şehitleri, sadece Kobanê’nin değil, büyük bir liyakatla Demokratik İnsanlığın Şehitleri olarak tarihe geçmişlerdir. 

İnsanlığın yüz yıllardan beri, belki de binlerce yıldan beri kaybettiği radikal komünal demokrasi ve özgür insan ruhu, Kobanê’de bir kez daha canlanmış ve ayaklanmıştır. Dünya halkları bir kez daha kendi iradi varlığının, anlamsal varlığının farkına varmıştır. Yüzlerce yıldan beri üzerine çökmüş uyuşukluktan adeta uyanmış, kendine gelmiş, yeniden “ben de varım” demiştir. Büyük hegemonlar, Kobanê’de uyanan insanlıktan çekinir olup, destek çıkmak zorunda kalmıştır. Çünkü onlara rağmen ayağa kalkan bir dünya demokratik iradesi, gelişme aşamasına girmiştir. Bu iradeyi bastırmak ve yok etmek bir daha mümkün değildir. Deyim yerindeyse, Kobanê’de cin şişeden çıkmış ve hiçbir güç tekrar şişeye kapatamaz olmuştur. 

Dünya hegemon güçleri, Kendini demokratik insanlığa kabul ettirmek dışında çare bulamamıştır. Kazanılan uluslararası koalisyon desteği böyle gelişmiştir. İnsanlık değerleri ona değil, o insanlık değerlerine mecbur kalmıştır. Bu anlamda Kobanê zaferi ile başlayan ve giderek Grê Spi, Mimbic, Tebqa, Reqa zaferleriyle taçlanan süreç, uygarlık tarihinde yeni bir dönemi başlatmıştır. Devletçi uygarlık ile demokratik uygarlığın birlikte ve iç içe yürüyeceği yeni bir zamanı başlatmıştır. Böylelikle; hem devletçi uygarlık güçleri, demokratik uygarlık güçlerini yok edemeyeceğini ve saygı duymak zorunda olduğunu anlamış, hem de demokratik uygarlık güçleri devletçi uygarlığı bir çırpıda ortadan kaldırmak zorunda olmadığını görmüştür. Artık devletin gerileyip küçüleceği, halk demokrasilerinin gelişip büyüyeceği bir zamana girilmiştir. Bölgede yaşayan kültür, inanç ve etnisitelerin birlikte kardeşçe yaşamasına dayalı organize olan Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu, toplumsal konfederal demokrasinin ilk örneği olarak gelişme aşamasına girmiştir. Kobanê direnişine destek veren dünya demokratik iradesinin, bu Demokratik Federal Suriye çözümüne de aynı düzeyde destek vermesine ihtiyaç vardır.



625
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: