Çöktürme Planı II.

08 Kasım 2017 Çarşamba

AVA NEŞE KALP

Bu kavram, Kürtler başta olmak üzere muhalif geniş bir kesimin HDP bünyesinde 2015 Haziran seçimlerine iktidara yaklaşmasından sonra, meşhur 7 saatlik MGK’da alınan ve Kürtlerin ve muhaliflerin onların tekelinde olan bu alana yaklaşmasını cezalandıran ve sonsuza kadar önleyecek olan kararının adı olarak duyduk.

Bu kararın ardından polisin gözetiminde ve denetiminde, yukarıdan verilen emirlerle ve işaret edilen yerlere doğru sivil, lümpen ve faşist bir kitlenin partinin binalarına ve partililere, daha da korkuncu Kürt olduğunu düşündükleri sıradan insanlara saldırmaya, linçe başladıkları bir süreci hep beraber izledik ve izlemeye devam ediyoruz. Bu Türkiye cumhuriyetinin en klasik metotlarından biridir. 

Bunu yaparken HDP’lilerin korkmayacaklarını, sinmeyeceklerini de elbette biliyorlardır. Özellikle Kürtlerin yüz yıla yakındır yaşadıkları bu vahşetten sonra korkmadıklarını da. Peki neydi hedefleri? Hedeflenen HDP’ye yaklaşacak olan dolayısıyla ve kaçınılmaz olarak HDP ve Kürt hareketinin gerçekte demokratik ve bu anlamıyla en temiz hareketi olduğunun farkına varacak ve dönüşecek olan kitledir elbette. Çünkü onların bunu keşfetmesi kendi açılarında her şeyi kaybetmek anlamına gelecekti. Bu önlendi.

Şimdi bunun devamı olarak başka bir aşamadan da bahsedebiliriz. İkinci aşamanın mühendislik ve taşeronluk işi Türkçü-Turancı Perinçek ekibinde. Görev dağılımında yurt içi Tayyip’in ordusuna dönüşmüş polis ve askere, yurt dışı ise Perinçek ve Ergenekon ekibine teslim edildiği anlaşılıyor. 

Metot olarak Fethullah Gülen’in bir zamanlar internette dolaşan ve akabinde Kürtler tarafından Feto olarak adlandırılmasına yol açan, ‘Kürtleri satın alın, para ile alınabiliyorsa para, kariyer ile alınıyorsa kariyerle, alınmıyorsa çamur atın’ minvalindeki videosunda yer alan plan olduğu ortaya çıkmaktadır. Ne de olsa devlette devamlılık var tabi…

Avrupa’ya yollanan diyanetin bünyesindeki imam kılığında ajan ve katillerle yurt dışındaki özellikle Kürt muhalifleri imha etme planları istihbarat servislerinden taşarak medyada yer almaya başladı. Sakine Cansız gibi bir kadınla işe başlamaları ise başka bir sembolik anlam taşıyor tabi. Hem kadın olması ki bunun anlamı soykırımdır, hem de onun önemli bir PKK kadrosu olması yani Kürt hareketi ve bu Kürt kimliği toplamında Kürtlere karşı bir soykırım işareti olarak okunmalıdır. Yani Türkleşmemek için inat eden Kürtlere yönelik bir soykırım tehdididir ve sonraki süreci biliyoruz.

Bu anlamda başka bir kırım da söz söyleme kabiliyeti olan kesime yönelik. Yani muhalif anlamda bilgi üreten kesime karşı bir saldırı furyası da tedavüle sokulmuş durumda. Muhalif akademisyenler hedefte. Özellikle Barış Akademisyenlerini hedefleyen birtakım eylemlerin varlığı da basına sızmış durumda. İçeride zaten tek tek dava açma süreci başlatılmış ve arkası da gelecektir. Tam bir sindirme hareketi. Bu kısmının yüklenicisi Perinçek, Ergenekon ve Ülkücü mafya konsorsiyumu olarak beliriyor.

Şimdi buna başka bir boyut daha katılmış durumda. Avrupa’daki Kürt Alevi hareketi. Bir arkadaşım söyledi özellikle kurumlarda aktif olan, potansiyeli yüksek ancak henüz çok tanınmamış kadrolara yönelik ataklar başlatılmış. Bu anlamda insanların özel hayatları, yazıp çizdikleri didik didik edilerek manipülasyon için malzeme topladıkları, akabinde belirli yerlerden düğmeye basılarak bu kampanyaların sosyal medya üzerinden yayıldığı yönünde. Bunun anlamı, genelde Avrupa’da Alevilerin ayrı bir inanç olarak kazandıkları konum iken, özelde ise Alevilerin en büyük dilimi olan Kürt Alevileri hedeflediği açıktır. Kürt Alevilerini çalışan akademisyenler de bunun özel bir bölümünü oluşturuyor. Onlara yönelik daha detaylı bir strateji işletiliyor ve işletilecek. 

Dolayasıyla bu ataklarla hedefledikleri ilk etapta Kürt ve Alevi bağlantısını kırmak. Yani entelektüel kapasitesi yüksek olan Kürt Alevilerinin, Kürt muhalif hareketini güçlendirdiği noktayı kırmaya çalışıyorlar. Bunu hallederlerse zaten Türk Alevilerin kırılgan konumlarının tehdit oluşturmayacağını biliyorlar. Esas olarak Türk ve Türkmen Alevilerine yönelik tahammül sınırını da Kürt Alevileri ile buluşmaların önleme fiilinin oluşturduğunu da hatırlatalım.

Kürt Alevilerinin halledilmesi Avrupa’daki kazanımların geri alınmasının ilk büyük adımı olacaktır haliyle. Bu anlamda kişiler ve kişiler üzerinden de kurumların hedeflendiği açıktır. Bu kurumları denetim altına almak ve yavaş yavaş Aleviliği Türk-Sünni İslam’ın bir alt birimi haline getirmek olarak planlanan bu duruma, bu kurumlarda çalışma potansiyeli olan akademisyenlere karşı kirli bir atağın kapıda olduğunu da hatırlatalım. Böylece;

1. Aleviliğin ayrı bir inanç olarak kabulünü ortadan kaldırmak,

2. Kürt ve Alevi bağlantısını koparmak,

3. Aleviliği Sünni İslam’ın içine monte edecek süreç için alt yapı hazırlamak niyetindeler.

Böylece:

1. Kürt Alevi kurumlarını yıpratmak,

2. Buralarda faaliyet gösterenleri fiziki veya sosyal anlamda hedefleyerek uzaklaştırmak, yıpratmak,

3. Açılan Alevilik Kürsülerini etkisiz kılmak ya da kendi denetimlerine almak,

4. Bu konuda kendilerine tehdit oluşturacak akademisyenleri ve akademik çalışmaları yıpratmak.

5. Bunları yaparken içerde birbiriyle karşı karşıya getirecek kirli bir dilin dolaşımını sağlamak,

6. Güçlü akademik tezleri bu yöntemle elimine etmek…

Plan budur.   




1019
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: