Zift karası kuyuda bir ölü Kürdistan

02 Kasım 2017 Perşembe

UMUR HOZATLI

Biz “kalbimizin kuyusunda kardeştir yaralarımız” derken onlar Şex Ehmed’den sonra başlattıkları siyasal çekişmeyi kuyu kavgasına dönüştürüp Güney Kürdistan’ın özgürlük hayalini zift karası kuyulara gömdüler.

Her birinin kendine ait kuyusu, kuyuları vardı, her birinin kendine göre günlük varil hesabı, aylık dolar hesabı vardı ve hem iki ailenin kendi arasında hem de ailelerin içinde kuyu ve para rekabeti yaşanıyordu; kim daha zengin olursa o kadar aç gözlü oluyordu.  

Pek çoğu halkçı değildi, pek çoğu Kurdî-Kürdistan’i değildi; bir telefonla Şengal gibi şeref meselesi olan bir yer ve halk dahi DAİŞ’e teslim edilip peşmerge güçleri geri çektirilirken kuyuların olduğu bölgelerde nice peşmergeler feda edildi.

Bunu en çok kişisel kuyu sahipleri yaptı, en çok petrole ve paraya tapanlar yaptı. 

Fakat şimdi ellerinde ne kaldı?

Ne “devlet Kürdistan” hayali kaldı, ne kuyuları; halkın “özgür Kürdistan” hayalini öldürüp kuyulara gömdüler, petrolle birlikte düşmana teslim ettiler.   

Bu sonuca neden olanların başında yönetsel gücü olan ama yönetme yeteneği olmayalar gelir. 

Zira sen içte uzlaşma siyasetini pay savaşına kurban edersen, etrafına sadece faydacıları toplayıp faydacı olmayanlarla birlikte herkesi yurtseverlik bilinci yerine parayla terbiye edersen, uluslararası siyaset ve diplomasiden anlamayan bu güruhla “özgür Kürdistan”ı kuracağını sanırsan, yetmedi bir de ABD’nin sözünden çıkarsan, nihayet sonuç bu olur. 

Bir önceki yazımda belirtmiştim; iki ailenin pay savaşının bitmeyeceğini ve üstelik Mesud Barzani’nin “güvenilir müttefik” olmaktan çıktığını gören ABD “birleşik federal Irak” projesiyle Güney Kürdistan’da aktör değişimine gitti. 

2018’de yapılacak seçimlere kadar mevcut defakto hükümetle devam edilecek ve seçimlere az süre kala yeni aktörler öne çıkarılacak.

Aktörlerden biri yine Neçirvan Barzani olacak, Qubat Talabani de mevcut “zayıf siyasi aktör” haliyle sahada yerini alacak ancak -bana göre- yeni sürecin en güçlü aktörleri eski başbakan Berhem Salih ile Kerkük -eski- valisi Necmeddin Kerim olacak. 

Berhem Salih, bir süre önce YNK ile yollarını ayırmış, referandumdan önce de parti kurma çalışmalarına başlamıştı. Bu çalışmanın ABD’nin aktör değişimi planı dahilinde olduğunu ve ilk seçimde muhtemel koalisyonda yerinin güçlü olacağını düşünüyorum; Goran Hareketi lideri Newşirvan Mustafa’nın ölümüyle -denilebilirki- lidersiz kalan Goran zayıflayacak ve bu Berhem Salih’in güçlenmesi için fırsat olacak. Salih’in güçlendirilmesi aynı zamanda ABD için olası bir “güvenilmez müttefik” durumunda Neçirvan Barzani’ye karşı da bir “tehdit unsuru” olarak kullanılacak. 

Talabani ailesi kanadı dışında bir YNK’li olan Necmeddin Kerim’i iki taraf halkının da büyük ölçüde sevdiğini, ulusalcı -Kurdewar- ve güvenilir gördüğünü söyleyebilirim, bu ve başkaca nedenlerle başkanlık konusunda öne çıkabilecek ilk isim Necmeddin Kerim olursa sürpriz olmaz.

Celal Talabani’nin eşi Hero İbrahim’in YNK Genel Sekreteri olmasını istediği büyük oğlu Pawel Talabani siyasetteki yeni aktörlerden biri olacak ancak hem ABD açısından hem de halk açısından fazla şansı olduğunu düşünmüyorum.

Son noktada Barzani ailesi içinden farklı bir sürpriz olabilir ancak bu Mesud Barzani’nin yakın gelecekte -2018 seçimlerinde aday olacağını düşünmüyorum- yeniden başkanlığa dönmek isteyip istemeyeceğine bağlı olacak. Şayet Barzani “ben bundan sonra bir peşmerge olarak Kürdistan’a hizmet etmeye devam edeceğim” şeklindeki manevi şahsiyet ağırlığıyla kalmayı tercih ederse büyük oğlu Mesrur Barzani gelecek için hazırlık babında siyaset arenasında yerini alabilir; bu güçlü bir olasılık.

Bütün bunlar, okumaya çalıştığım ABD’nin Ortadoğu stratejik planı içinde öngörülebilir olasılıklardır. Bununla birlikte, Güney Kürdistan siyaset yapısında başka da kimse yok! Gençlerin önü açılmıyor, siyaset okullarında okuyan, yetişmiş ateş gibi gençler var ancak öne çıkmalarına izin verilmiyor. 

Belki, Güney Kürdistan’ın ve hatta dört parça Kürdistan’ın geleceği için tarihi bir milad olan “Kerkük ihaneti”nden sonra siyaset arenası biraz değişirse ve o ateş gibi genç siyasetçiler öne çıkmak için -paradan muaf- ciddi mücadele ederlerse yakın gelecekte durum değişebilir.

Fakat tüm bu plan ve olasılıkların içinde, yukarıda kısmen belirtmeye çalıştığım siyasi aktörler ve planlardan çok daha önemli bir aktör var; PKK. Şayet PKK, tarihi bir dönüm noktası olan bu süreçte Güney konusunda üzerine düşen görevi ve “konfederal Kürdistan” fırsatını doğru değerlendirebilirse her şey çok başka olabilir.

Yani, petrole ve paraya tahvil edilerek öldürülüp bir kuyuya atılan Güney Kürdistan’ı, o kuyudan PKK çıkarabilir.



1068
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: