Türk halkının ciğerine ateş düşmüyor, artık…

akahraman61@hotmail.com | 12 Ekim 2017 Perşembe

AHMET KAHRAMAN

Recep Erdoğan, Türklerin kısa tarihide, kimsenin başaramadığını becerip Kürtleri öldüre öldüre helak düşürüp bitirme niyetiyle, ortalıkta dört dönüyor.

Bu amaçla, içeride, hem de dışarıda ittifaktan ittifaka koşuyor. Darbecilikten sanık, bu yüzden kelepçelenip teşhir edilerek aşağılamış, onuru kırılıp çiğnenmiş, polis dayağından yorgun düşmüş ordusunu, kamyonlara bindirip korkuluk olarak dağ bayır dolaştırıyor.

Kendisi de Kürt kanı ile mutlu olan “gulu gulu" kalabalıkları sevindirmek için, aklına gelen rakamları, cömertçe havaya savurarak, olmamış, yaşanmamış zaferler müjdeliyordu. Sülük gibi çamur çirkef havuzlarında beslenen medya da, onun ağzından aldığı rakamları, malzeme yapıp bar bar barbarlanarak, zafer borazanları çalıyor...

Böylece, Atatürk’ün de başarasız kaldığı yolda, emin adımlarla yürüdüğünü kanıtlamaya çalışıyordu.

Çünkü Atatürk, “Kürdistan hayali burada meftundur" yazılı mezar taşını medyanın göbeğine dikmiş, ama Kürtlerin sonunu getirememişti. Demirel-Tansu Çiller ikilisi dünyaya rüşvetler de yayarak cinayetler işlemiş, Kürdistan’ı yangına boğmuş, fakat yine de, öldüre öldüre bitirme programını hep bir başka bahara ertelenmiş, görüldüğü üzere asla sonu gelmemişti.

 Potamyalı, onların başaramadığı sevdayı hakikat yapma davasındaydı. Ancak, o da ötekilerin bilmediği bilgisizliğe düçar, bir cahildi. Kürtlerin, 50 milyonluk bir alem olduğundan habersizdi. Kırmakla bitirmek, kalanları sindirmek mümkün değildi. Atatürk, mezar taşını da dikmiş ama başarısız, Demirel-Çiller ikilisi de, zulümkar tekrarcı kalmışlardı.

Potamyalı Recep, onları geride bırakıp en gaddar ırkçı olarak, Türk tarihine geçmek istiyordu. Propaganda borazanları, bu amaçla aralıksız çalıp Türk kalkını kandırıyordu, ama hakikati değiştiremiyordu.

Çünkü, borazanların tınısında “ocağımıza ateş düştü" anonsları yok ama, askerlerin ölümü berdevamdı. Cami avlularında ağlama ayinlerine son verilmesi savaş gerçeğini değiştirmiyordu.

Mesela, Türk ordusunun sınırı aşıp Barzani ailesinin kutsal mekanı olan Barzan bölgesinde işgale giriştiği ve Kürt gerillalarla çatışma halinde olduklarından, Türk kamuoyu habersizdi. Türk ordusu orada, gerilla karşısında ağır kayıplar veriyordu. Dünkü kayıp 15 askerdi…

Ben bu satırları yazarken, Türk kamuoyunun görmesine yasaklı Fırat Haber Ajansı, “Gerilla, Gever’de Alişer tepesini vurdu: 6 asker öldürüldü" başlığıyla bir çatışma haberini geçiyordu.

Ajans, bir başka haberin başlığında, "Şırnak’ta cenaze töreni yapılan 3 asker kim?" sorusunu soruyor, altta cevap veriyordu:

“Çatışmada öllen 3 uzman çavuş için, Şırnak sınır tümen komutanlığında cenaze töreni düzenlendi."

Burada bir parantez açmak gerekiyorsa eğer, bütün savaşlarda, haberlerin dili abartılıdır. Bu, bir doğrudur. Ama zamanımızda gelişen teknoloji, abartı ve büyük yalanları boşa çıkarıyordu. Bu da doğruydu.

Kürt gerillalar, hakikati abartıp tahrif etmediklerinin delili olarak, çatışmaları kameraya alıyor ve görüntüler “Gerilla Tv" adındaki kanalda yayımlanıyor, bazı televizyonlar da buradan alıntı yapıyorlardı. Türk halkı, sansür nedeniyle bu görüntülerden habersiz, ama Kürt televizyonları yayımlıyorlardı.

Kürt liderlerden Murat Karayılan da, geçtiğimiz hafta, Denge Welat radyosunda yayımlanan demecinde şöyle diyordu:

"Türk ordusu Cîlo Dağı'nda büyük bir darbe aldı. O çarpışmada, askerleri 20'den fazla kayıp verdi. Kalanları o dağlarda dağıldılar, kayboldular, perişan oldular. Yani kırıldılar. Ama, bunlardan hiç bahsedilmiyor. 23 Eylül'de hem Çelê-Colemêrg yolunda güçleri pusuya düştü, darbe yedi ve 10'ndan fazla kayıp verdiler. Aynı gün Oramar-Gever yolunda da güçleri düştüler. Gerillanın tespitine göre bu iki günde 40'tan fazla kayıp verdiler. Hiç bundan bahsediyorlar mı? Hayır. Sanki bu savaşlar hiç yaşanmamış! Hep, 'biz kazanıyoruz' diyorlar. Bunlar tabii ki doğru değildir ama yaşanan bir savaş vardır. Erdoğan, 'onlardan 10 gidiyor, bizden 1 gidiyor' dedi. Tabi bu belirttiği de yalandır. Bütün kayıplarını vermiyor; kendisine göre ilan ettiği savaş bilançolarına göre veriyor. Ama gerçek böyle değildir. Sivilleri katlediyorlar. Colemêrg / Talê'de insanlarımız şehit edildi ve yaralandı. Lice'de aynı şekilde sivil insanlar vuruldu. Geliyor, silahsız-sivil insanları kendi köylerinde, bahçelerinde vuruyor ve sonra 'onlar gerillaydı' diyor. Bir de bunu başarı olarak görüyorlar. Bu da Türkiye devletinin ne hale düştüğünü gösteriyor."

Kısacası, hiç bir şey yalancının iddia ettiği gibi değildir. Süren bir savaş var ve dün olduğu gibi “yüreklere ateş düşme"ye devam ediyor. Sadece gözdeki sürmeyi bir çalacak kadar mahir olan hırsızlar, ölülerini kaçırıyor, kalabalıklardan gizliyorlar, o kadar..

Ayrıca kalpazanın yalanına bakmayın siz. Kürtler, kırmakla bitecek, yıldırıp sindirilecek bir halk değildir. Deneyen oldu, ama kimse başaramadı.



1468
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: