Ekim Devrimi’nin 100’üncü yılı ve canlanan devrimci ruh

12 Ekim 2017 Perşembe

NURETTİN DEMİRTAŞ

Ortadoğu halklarının demokratik yaşam uğruna verdikleri mücadele ulus-devlet sınırlarını anlamsız hale getirirken alternatif olan demokratik uluslaşmanın da henüz tam cisimleşmediği fakat bu uğurda büyük mücadelelerin verildiği bir süreçten geçmekteyiz.  

Önder APO’nun geliştirdiği demokratik ulus anlayışı sayesinde şimdi tüm halkların birlikteliği ete-kemiğe bürünüyor. Özellikle Kuzey Suriye zemininde Kürt, Arap, Türkmen, Çerkez, Ermeni, Süryani, Keldani, Êzîdî ve her inançtan topluluklar ortak direniş ve demokratik yaşam seçeneğini somut olarak geliştirmiş durumdadır.

Rojava Kürdistan’ı ve Kuzey Suriye Federasyonu’nda inşa edilen sistemin Ortadoğu’da yeni bir Ekim Devrimi rüzgârı estirmeye başladığını ifade edebiliriz. Ekim Devriminin 100. Yıl dönümünde yaşanan bu gelişmeler hem Ortadoğu hem de tüm direnen insanlık adına umut yüklüdür. 

Eksik olan devlet ve iktidar çözümlemelerindeki yetersizliklerdi; halkların ve tüm kültürlerin kendi farklılıkları temelinde ortak yaşamı örmelerinin önüne dikilen bu yanlışlar şimdi aşılmıştır.

Ekim Devrimi Lenin öncülüğünde dünyada yeni bir çağı başlattı. Tüm ezilenlere ilham oldu. Bugün de Önder APO’nun düşünceleri demokratik uluslaşma çağını başlatmıştır. Komployla karşılanmasının temelinde yatan bu olguya ne kadar sarılır ve tüm insanlığa yayarsak komplonun tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasını ve Önder APO’nun fiziki özgürlüğünü de o kadar yakınlaştırmış oluruz.

Bu anlamda halkların ve inançların tümünü kucaklayacak bir zihniyet, dil ve eylem düzeyini temsil etmeye çalışırken yaşadığımız darlıkları, yetersizlikleri ciddiyetle sorgulamak ve gerekli düzeltmeleri yapmak zorundayız.

Bu konuda Arap halkının başta gelen talebi Önder APO’yu sadece Kürt Halk Önderi olarak anmamaktır; “O bizim de önderimizdir” diyor ve Halkların Önderi olarak yaklaşılması gerektiğinin altını çiziyorlar. 

Ermeni halkı ortak vatan, demokratik yaşam anlayışında derinleşmemizden memnundur ve bu anlayışa göre de yaklaşım ve paylaşımlarımızı güçlendirmeliyiz. 

İrani halklar zengin kültürlerinin tanınmasını istemektedir. Azeri halkı Türkiye ile birlikte anılmaktan rahatsızdır. Azerilerin muazzam bir toplumsal direniş tarihi ve zengin kültürü vardır. Onlardan öğrenilecek ve paylaşılacak çok şey olduğu açıktır. Beluc, Peştun ve bölgenin diğer halkları aynen Kürdistan’ın tüm kültürel zenginliklerinin her geçen gün canlanması gibi bir kültürel patlama ve canlanma sürecini yaşamaktadırlar.

Bedewilerin özgür ruhu nelere kadir olmaz ki? Yeter ki halkların birliği sloganını lafta bırakmayalım; işte o zaman tüm halkların, inançların ve tüm emekçilerin devrimci ruhu egemenlik sistemlerini yerle bir edecek direnişi açığa çıkarabilir. Egemenlerle halklar ve emekçiler arasına kesin bir çizgi çektikten sonra direniş birlikleri sonuna dek gelişecektir.

Örneğin Süryani, Keldani ve kendisini farklı isimlerle tanımlayan ama ortak kökenden gelen diğer halk ve inanç toplulukları Asur İmparatorluğu döneminden bahsederken zalim egemenlerle toplumun ayrı tutularak değerlendirilmesine dikkat edilmesi konusunda haklı hassasiyeti dile getirmektedirler. Hakikat budur zaten, tersi yaklaşım egemenlik çarpıtmalarından kaynaklanmaktadır.

Aynı anlayış tüm halklar açısından geçerlidir. Hiçbir devlet ve egemenlik sistemi halklarla özdeşleştirilemez. Zaten ulus-devlet aşamasına kadar da devletler halkla bu denli özdeş tutulmamıştır. Bu çarpıtmanın her türlü etkisine karşı demokratik ulus zihniyeti derman olmuştur. Buna göre olmayan her yaklaşım egemenlik kokmaktadır. 

Şimdi aynı yaklaşımın Türkiye’de geliştirilmesinin önüne en çok da faşizmin sürü-kitle yaratma çabasının sonucu olan şovenizm çıkmaktadır. Bu konuda tüm Türkiyeli devrimci, demokrat kesimlere de sorumluluk düşmektedir. Sadece Kürt halkından bunu beklemek haksızlıktır. 

Kürt halkı diğer halklara yaklaşımda Önder APO’yu esas aldıkça asla doğru yoldan şaşmayacaktır. Fakat aynı hassasiyetin diğer halk ve inançların temsilcilerince de geliştirilmesini beklemek aynı demokratik yaklaşımın vazgeçilmez gereği olmaktadır. Faşizme karşı direniş cephesinin büyütülmesi bu anlayıştan geçmektedir. 

Demokratik ulus anlayışı Anadolu ve Kürdistan’dan tüm Ortadoğu’ya yayılacak yeni Ekim Devriminin motoru olabilecek tarihsel-toplumsal koşullara sahiptir. 

Bu temelde 100. Yıldönümünde Ekim Devrimini ve onun emek kahramanlarını saygıyla selamlıyor; halklarımızın direniş ve zafer meşalesi olarak hep yolumuzu aydınlatmaya devam edeceğini belirtiyoruz. 

Ekim Devrimi ruhunu Türkiye’ye ve günümüze taşırmada öncülük rolünü oynamış olan Deniz Gezmişler, Mahir Çayanlar, İbrahim Kaypakkayalar ve tüm devrimci önderlerin anısına yeni Ekim Devrimini yaratma sözünü gururla haykırıyoruz. 

Onların anısını Kürdistan ve tüm Ortadoğu’da canlandıran Önder APO’nun fiziki özgürlüğü için hep birlikte Ekim Devrimi ruhuyla birleşme ve faşizmi yenme zamanıdır! 

Faşizmi yenecek irade ve devrimci ruh Destan Temmuz, Nubar, Ulaş yoldaşlar şahsında kesinleşmiş; anıları 100. Devrim yılında yeni Ekim Devriminin zafer sembolü olmuştur.



603
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: