Konuşma dili ve yazım dili

moustafa@rechid.net | 08 Ekim 2017 Pazar

MUSTAFA REŞÎD

İnsanlar yüzyıllar boyunca sadece sözlü olarak iletişim kurdu, anlaştı; yazıya ihtiyaçları yoktu. Medeneniyetin ilerlemesiyle birlikte yaşam koşulları da değişti. Bununla birlikte toplayıcılık ile birlikte yazıya da ihtiyaç duyuldu. Yazı tarihine ait ilk örnekler 5 bin yıl önce Mezopotamya bölgesinde bulundu. Yazı tarihi, tarzlar değişti; önce toprak tabletler üzerinde, sonra hayvan soptları üzerinde, daha sonra kağıt  ve en son kompitür ekranında yazıldı. 

Aslında yazı tarzı yazar ile okuyucu arasında bir itifak ve anlaşmadır. Şüphesiz bir anlaşma için de madde ve kaideler gereklidir. Bunlara da gramer denir. Konuşma dilinden yazım diline çevrilen düşüncenin okur tarafından anlaşılması için, yazar ve okur bu gramerin kurallarına göre hareket etmeli. Okur dilin gramerini bilmeden, yazının vermek istediği mesaj ve düşünceyi tamamen anlayamaz. Başlangıçta yazarlar her kelime ve kavram için bir işaret koymuşlar. Sonra baktılar ki, işaretlerin sayısı ne kadar fazla olursa olsun tüm kelimeleri anlatmaya yetmiyor. Bir çözüm üretmeye çalıştılar ve hecenin dilin en küçük elementi olduğunun farkına vardılar. Bu nedenle uzun bir süre dili heceler üzerinden oluşturdular. Ancak işaretlerin sayısı heceleri anlatmaya yetmedi; bu yüzden hecelerden bu kez harfleri türettiler. Bu da beraberinde harf gruplarını getirdi: Sessiz ve sesli (Konsonant, Vokal). 

Elbette burda söz ettiğimiz süreç, öyle sade ve kolay bir şekilde gelişmedi. Eğer yazar ve okur aynı kişi ise, ya da özel iki kişi ise ve aynı süreçte yaşamışlarsa hiçbir sorun çıkmaz. Eğer yazar bin yıl öncesinden konuşma dilinden bir düşünceyi yazıya, işarete dökmüşse; bu kadar zaman sonra yazılan düşünceyi kavramaya çalışması, şu sabeplerden dolayı birçok soruna yol açar:

a) Yazarın yazım kural ve kaideleri (grameri) ortada yoktur. 

b) Dil değişken bir araçtır; zamanla, gün be gün, yıldan yıla özelikle de nesilden nesile değişim gösterir. Dil her zaman yaşamda duyulan ihtiyaca göre ve başka dillerin etkisiyle değişim gösterir. 

Genelde insanları çoğu kelemileri dillendirmekte tembeller; ellerinden geldiğince kısa ve öz kelimeleri kullanırlar; şüphesiz dinleyicinin onların amacını anlayacağını hesaplayarak. Bu durumun yüzyıllar, binyıllardır sürdüğünü bu şekilde dünyada kullanılan tüm dillerin sürekli bir değişim içinde olduğunu bilmekte yarar var. 

Eğer bir halkın çoğunluğu siyasi ya da tarihi sebepleden ötürü yazılı dilini kullanmaz ise bir süre sonra kendi yazılı dilinden uzaklaşır; anlaması zorlaşır, bu da yazılı dilin yeni bir forma kavuşturulması ihtiyacını beraberinde getirir ki, tekrar konuşma diline yönelir. Konuşma dili ise bir toplum içinde sürekli bir değişime tabi olabilir ve bu da beraberinden lehçe ve ayrışık ağızları getirebilir. Ancak toplumun çoğunluğu yazım dilini kullanıyorsa, gittikçe dil birliği gelişir ve o dilden lehçe ve yerel ağızların türemesinin önüne geçilir.  

İlk yazılı eserler Mezoptomya’da ortaya çıkarılan çivi yazısı ve Mısır’daki hiyografik eserlerdir. Biz Kürtlerin öncüleri çivi yazısnı kullanmış. Çivi yazısı anlam ve içeriği veriyor ancak telefuz ve ses konusunda bilgi vermiyor. Alfabe yapıldıktan sonra Kürtler de kendilerine göre bir alfabe oluşturmuşlar, ancak bu alfabe sonra ortadan kaybolmuş. Alfabe de iki şekile ayrılmış: Doğuya yayılan Aramice alfabe ve Yunanistan’da kullanılan Yunan alfabesi; ondan da Latin alfebesi türemiş. Kiril Alfabesi Yunan alfabesinden; Farsça ve Arapça ise Aramice alfebaden türemiş. 

İslamiyetin gelmesiy ile birlikte bize ait her türlü yazılı eser ortadan kalkmış. Bu süreçten sonra Kürtler, Aramice’den türetilen bir alfabeyi kullanmış. Bu alfabe halen Doğu ve Güney Kürdistan’da kullanılıyor. 1932 yılından sonra Kuzey Kürdistan ve Rojava’daki Kürtler Latin alfabesini kullanmaya başlamış. Mir Celadet Bedirxan alfabesini HAWAR dergisinde yayınlamış. Bu dergi 1932 yılından 1943 yılana kadar Şam’da yayınlandı. 1. sayıdan 24. sayıya kadar olanı Aramice alfebe ile basıldı; bundan sonraki sayılarda ise Latince alfabeye geçilmiş. Kurmancinin yazılması için Mîr’imiz 31 harften oluşan bir alfebe oluşturmuş. 


Küçük harfler:

a  b  c  ç  d  e  ê  f  g  h  i  î  j  k  l  m  n  o  p  q  r  s  ş  t  u  û  v  w  x  y  z


Büyük harfler:

A  B  C  Ç  D  E  Ê  F  G  H  I  Π J  K  L  M  N  O  P  Q  R  S  Ş  T  U  Û  V  W  X  Y  Z


Hocamız bu harfleri seçerken hangi yöntemi kullanmış? Latince alfabeyi kullanan her dilde, seslere dayalı olarak harfler arasında farklılık ortaya çıkar. Bu öngörüden yola çıkarak biz de Kürtçe sesler için seçilen harfler ile ilgili kafa yoralım. 

Bu konuyu işlemeye devam edeceğiz….



296
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: