Hapishanede doğurmak!..

fusun1@gmail.com | 05 Ekim 2017 Perşembe

FÜSUN ERDOĞAN

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, kamuoyunun Ayşe öğretmen diye tanıdığı Ayşe Çelik hakkında verilen hapis cezasını onayladı. Bu haberle birlikte basında Ayşe öğretmenin hamile olduğu ve hapiste doğuracağı bilgisi de yer aldı.

Sokağa çıkma yasaklarının, baskı ve zulmün ayyuka çıktığı bir dönemde, Ayşe öğretmen 8 Ocak 2016 akşamı Kanal D’de yayınlanan Beyaz Show adlı programa telefonla katılmış ve “çocuklar ölmesin” demişti. Ayşe öğretmenin bu yürekli, bu onurlu çıkışı bir anda faşist AKP rejiminin kolluk güçleri, savcıları, mahkemeleri başta gelmek üzere, Kürt düşmanı ırkçı cenahın saldırısına maruz kalmış, tam bir linç harekatı örgütlenmişti. Ayşe öğretmen hakkında açılan dava Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmüş ve 1 yıl 3 ay hapis cezası verilmişti. Yerel mahkeme Ayşe öğretmenin pişmanlık göstermemesini gerekçe göstererek de, hükmün geriye bırakılmasının uygulanmasına yer olmadığına karar vermişti.

Şimdi Bakırköy 2. ACM’nin verdiği karar onaylandı ve Ayşe öğretmen hakkında verilen hapis cezasını çekmek üzere hapishaneye girecek... Bu ülkede “çocuklar ölmesin” demenin bedeli bu! Ve faşist Saray-AKP diktatörlüğünün Kürt halkına yönelik baskı ve zulüm politikalarına karşı çıktığı için, Ayşe öğretmen çocuğunu hapishanede doğuracak!..

Hapishane denilen damda ayları, yılları, hatta bir ömrü devirmek kadın ya da erkek, genç ya da yaşlı bütün insanlar için zordur. Tutsaklık hamile kadınlar, anneleriyle birlikte hapishanede kalan çocuklar, hastalar ve yaşlılar için çok daha zordur. Ancak bütün bu zorluklar karşısında direnmek, onurunu korumak da, tarihi boyunca siyasi tutsakların bilinçli tercihi olagelmiştir.

Hamilelik hem fiziksel, hem de psikolojik olarak bir kadının yaşamındaki önemli dönemeçlerden biridir. Kadınların hamilelik dönemini hapishanede geçirmek zorunda bırakılması ise, kadına yönelik ikinci bir cezalandırma politikasıdır.

Hamilelik döneminde kadının bütün hormonları farklılaşır. Bu farklılaşma kadının psikolojik ve fiziksel durumunu etkiler. Bu süreçte kadın düzenli olarak doktora gitmek, hem kendinin hem de bebeğin kontrollerini yaptırmak zorundadır. Doğumun kolay olması için doktorların günlük yaşama dair önerdiği yürüyüşleri yapması, beslenmesi gerekir. Böylesine hassas bir dönemde kadın sevdiklerinin ilgi ve şefkatine daha fazla ihtiyaç duyar. Oysa hapishanede hayat başka işler... 

Beton ve demirden ibaret mapus damları daha kış gelmeden soğuk kusarlar. Demirden yapılmış pencere pervazlarının arasındaki irili-ufaklı açıklardan rüzgar ha bire esip durur. Sürekli cereyan hali nedeniyle mapuslar sık sık hastalanırlar. Kışın donduran hapishanelerde yazın da nefes alamazsınız...

Birazcık yürümek isteseniz, küçücük havalandırmada başınız döner. Eski tişört ya da atletlerle pencere pervazlarındaki hava akımını önlemeyi başarabilirsiniz. Lakin, en adi yağla yapılmış yemekleri tüketmek zorunda kalmanın hamile bir kadına çıkaracağı sağlık sorunlarının önüne geçmenin pek bir imkanı olmaz. Sağlığınızdaki ani değişimler nedeniyle hastane ihtiyacı ise, sorunların başında gelir. 

Örneğin mesai saatleri dışında rahatsızlandınız. Acile kaldırılmanız gerekir. Hoş mesai saatlerinde de hapishanelerde benzer bir durum yaşanır. Ve bu durum sadece hamile kadınlar için değil, tüm tutsaklar için büyük bir sorundur. Butona basıp nöbetçi gardiyana ulaşmak, ambulans çağırmaları için ikna etmek bazen size saatlere mal olabilir. Her şeyin yolunda gittiğini farzedelim; ambulansın kent dışındaki hapishane kampüsüne ulaşması için bile, bir saate yakın bir zaman gerekir. 

Ambulans doktoru sizi kontrol ettikten sonra, hastaneye götürülmenize karar verdiğinde ise bir başka eziyet başlar. Önce üst araması ve kelepçe gelir. Ardından ringle sizi hastaneye götürürler. Hamile bir kadının ringle bir yere götürülmesi, sorunu olmayan bir hamileye bile sorun çıkartır.  Bütün bu eziyetlerden sonra hastaneye gitmeyi başardınız. Bu defa muayene odasına kadın asker ya da gardiyan girmek ister. Şayet size refakat eden asker ya da gardiyan soruna insani açıdan bakmayı bilen biri ise, şanslısınız demektir. Aksi taktirde muayeneyi kabul etmeyip, geri dönmek zorundasınız... Acil bir durumda hastaneye kaldırılmış hamile kadın için bu ölüm demektir!...

Bunun bir de günün hangi zamanında tutacağı belli olmayan doğum sancısı var değil mi? Artık orasını varın siz düşünün... 

Bu devlet Kürt halkına karşı yürüttüğü kirli savaşa, baskı ve zulme isyan ederek, bir televizyonda canlı yayına katılıp “çocuklar öldürülmesin” dediği için Ayşe öğretmeni cezalandırmakta çok kararlı. Lakin biz bize bakalım... Nasıl ki, faşist diktatör Erdoğan ve AKP’sinin savaş konseptini devreye soktuğu süreçte, Ayşe öğretmenin çıkışı bizlere büyük bir moral olduysa, şimdi Ayşe öğretmene yalnız olmadığını hissettirme sırası bizde!..



1141
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: