Önder Apo’nun özgürlüğü hepimizin özgürlüğüdür

02 Ekim 2017 Pazartesi

SELAHATTİN ERDEM

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yöneltilen 9 Ekim 1998 uluslararası komplosunun on dokuzuncu yılı tamamlanıyor. 9 Ekim’de komplonun yirminci yılına giriliyor. Kürt Halk Önderi’ni 9 Ekim günü kim vurduya getirerek bir anda imha etmeyi hedefleyen komplo, tam on dokuz yıldır başarıya ulaşamamış bulunuyor. Bu durum uluslararası komplocu güçlerin tarihi başarısızlığına işaret ediyor. Ancak aradan tam on dokuz yıl geçmiş olmasına rağmen, hala İmralı işkence sistemi yok edilememiş bulunuyor. Bu da hareket ve halk olarak bizim özeleştirimiz oluyor.

Tarihi 9 Ekim uluslararası komplosunun kimler tarafından, ne amaçla ve nasıl gerçekleştirildiği biliniyor. Komployu küresel kapitalist sistemin önderliği olan ABD, İngiltere ve İsrail planlamış ve dönemin ABD Yönetimi de hayata geçirmiş bulunuyor. Komploda dönemin Mısır ve Yunanistan yönetimleri aktif rol oynamış, Türkiye yönetimine ise korkuluk değneği ve gardiyanlık rolü oynatılmış oluyor. ABD Yönetimi Mısır ve Türkiye yönetimleri eliyle Suriye’deki Hafız Esad Yönetimine baskı yaparak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkışını gerçekleştirmek, hile ile Kürt Halk Önderi’ni ülkesine davet eden Yunanistan Yönetimi ise ülke içine sokmayarak yeniden Akdeniz üzerinde havalandırmak ve bu temelde havada vuruş yaparak imha etmek istiyor. 

Çok açık ki, 9 Ekim komplo planı Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı Akdeniz üzerinde vurarak imha etmeyi hedefliyor. Tabi bunu da kim vurduya getirerek yapmak istiyor. Hedef Kürt Halk Önderi’nin imha edilmesi oluyor. Bununlaysa NATO’nun güneydoğu kanadını oluşturan Türk-Yunan ilişkilerinin düzeltilmesi, ABD’nin hazırlığını yaptığı Saddam Hüseyin Yönetimine karşı saldırıya TC devletinin destek vermesi ve en önemlisi de Önder Abdullah Öcalan’ın imhası temelinde PKK’nin tasfiyesi gerçekleştirilerek Kürtler üzerindeki soykırım planının başarıya götürülmesi amaçlanıyor.

Söz konusu komplo planı Bill Clinton Yönetimi tarafından olduğu gibi uygulanıyor. Mısır ve Türkiye yönetimleri eliyle Suriye Yönetimi korkutularak ve de bazı tavizler verilerek 9 Ekim günü Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkışı sağlanıyor. Hilekâr Yunanistan Yönetimi, önceden davet ettirdiği halde Önder Abdullah Öcalan’ı Yunanistan’a sokmuyor ve Yunanistan havaalanını terk etmek zorunda bırakıyor. İşte burada planı boşa çıkartan tarihi bir gelişme yaşanıyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tekrar geri Suriye’ye dönmek yerine, zayıf da olsa bir ilişki yaratarak Atina’dan Moskova’ya uçuyor. İşte bu gidiş, 9 Ekim günü Akdeniz üzerinde Önder Abdullah Öcalan’ı vurarak imha etme planını boşa çıkartıyor. Komplocular bu biçimde çok önemli bir yenilgi yaşıyor.

9 Ekim 1998 günü sonuç böyle de olsa, komplocuların amaçlarından vazgeçmediğini, dört ayı aşkın süre devam eden uluslararası baskı ve takip sonucunda 15 Şubat 1999 komplosunu gerçekleştirdiğini ve 19 yıldır devam eden İmralı işkence sistemini ortaya çıkardığını biliyoruz. 19 yıldır TC devleti idam tehditleri, İmralı çürütme politikaları, tecrit ve oyunlarla bu sistemi başarıya götürmek isterken, Önder Abdullah Öcalan etrafında kenetlenen PKK ve Kürt halkı da tüm bunları boşa çıkartan ve Kürdistan’ın özgürlüğünü adım adım geliştiren tarihi bir mücadeleyi ortaya çıkarmış bulunuyor. Bu 19 yıl herhalde Kürt halk tarihinin en zorlu ve amansız bir direniş dönemi oluyor. 

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan geliştirdiği insan üstü çaba ve mücadele ile komplo altında ve komploya karşı mücadelenin bir gereği olarak Üçüncü Önderliksel Doğuşu gerçekleştirip tarihi bir sonuç elde ediyor. Böyle bir mücadele ile, TC devletinin peş peşe geliştirdiği idam, çürütme politikası, örgütü içten bölme ve tasfiye etme, dinci yaklaşımlarla Kürt toplumunu özgürlük mücadelesinden uzaklaştırma politikalarını boşa çıkartıyor. Gerçekleştirdiği paradigmasal değişim ve ideolojik yenilenme ile Kürdistan Özgürlük Hareketinin gelişmesini ve zafere yürür hale gelmesini sağlıyor. 

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 19 yıldır İmralı’da boş durmadığı, Kürtler ve tüm ezilen halklar için mucize düzeyinde önem arz eden gelişmeleri gerçekleştirdiği biliniyor. Bu süreçte hazırladığı on ciltten fazla savunma ile insanlık için yeni bir zihniyet devrimini gerçekleştirerek kendisini evrensel kıldığı artık herkes tarafından görülüyor. Bu düşüncenin asgari bir uygulamasının uluslararası komployu boşa çıkardığı, Rojava Özgürlük Devrimi’ni gerçekleştirdiği, Şengal ve Kobanê direnişlerini yarattığı ve demokratik öz yönetim direnişlerini geliştirdiği gözler önündeki gerçek oluyor. AKP-MHP ve DAİŞ faşizmine karşı mücadele içerisinde Kürtler özgür insanlığı savunan bir öncü güç haline gelmiş bulunuyor.

İmralı işkence ve tecrit sistemi altında Önder Abdullah Öcalan’ın yarattığı bu gelişmelerin herhalde başka bir örneği tarihte yoktur. 19 yıldır tam bir tecrit ve ağır baskı altında tutuluyor olmasına rağmen, bugün dünyada yaşanan gelişmeleri en derin anlayan ve en doğru değerlendiren Önder Abdullah Öcalan’dır. Bu nedenledir ki, dünyanın dört bir yanındaki insanlar her gün artan oranda Önder Abdullah Öcalan’ın görüşlerini duymak ve öğrenmek istemektedir. Önder Abdullah Öcalan her tarafta daha çok tanınmakta ve “Demokratik Modernite Kuramı” olarak tanımladığı fikirleri her geçen gün daha fazla yayılmaktadır. 

Öyle ki, mevcut durumda Önder Abdullah Öcalan’ın İmralı işkence sistemi altındaki mutlak tecrit konumu, aslında Onun fikirlerini duymak isteyen herkesin de tecrit konumunda tutulması anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Önder Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü de, Onun fikirlerini duymak isteyen herkesin, hepimizin özgürlüğü olmaktadır. İmralı işkence ve tecrit sistemi, başta onu yaratanlar olmak üzere bugün herkes için gerçek bir yüz karasıdır. Kürtlere ve onların şahsında tüm insanlığa dayatılan faşizm, sömürgecilik ve soykırımcılık bugün bu sistemden beslenmektedir. Dolayısıyla dünyada demokrat olmanın ölçüsü de İmralı işkence ve tecrit sisteminin yıkılmasını isteme, Önder Abdullah Öcalan’ın özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşması için mücadele etme haline gelmiş durumdadır. 

Bu çerçevede bugün dört parça Kürdistan’da ve dünyanın dört bir yanında büyük bir özgürlük mücadelesinin yürütüldüğü tartışmasız bir gerçektir. “Öcalan’a Özgürlük” kampanyaları gittikçe daha güçlü gelişmekte ve her tarafa yayılmaktadır. Başta kadınlar ve gençler olmak üzere özgürlük ve demokrasi isteyen tüm kesimler böyle bir mücadeleye geniş kitleler halinde katılmakta ve gerektiğinde kendileri böyle mücadele kampanyaları örgütlemektedirler. Önder Abdullah Öcalan’ı sahiplenen ve özgürlüğünü isteyen mücadeleler sürekli gelişmekte ve her alana yayılmaktadır. Özgürlük dehasını fark eden herkes söz konusu direnişe katılmaya ve destek vermeye koşmaktadır. Açığa çıkmıştır ki, İmralı sisteminin parçalanması Kürdistan Özgürlük Devrimi’nin zaferi, bu da Demokratik Ortadoğu Devrimi’nin önünün açılması anlamına gelmektedir.

İşte bunu önlemek için, bilcümle faşist, Kürt düşmanı, sömürgeci, soykırımcı güç bir araya gelmekte ve küresel kapitalizm ile ihaneti de kullanarak yeni komplolar tezgahlamaya çalışmaktadır. Günümüzde TC, İran ve Irak Devletleri arasındaki görüşme ve ittifaklar bu temeldedir. Bu güçlerin KDP Yönetimi üzerinde baskı örgütlemelerinin amacı, KDP’yi yeniden PKK üzerine saldırtmaktır. Tayyip Erdoğan Yönetiminin ABD ve Rusya arasında mekik dokuyarak adeta bu güçlere yalvarması bu amaçladır. Erdoğan-Bahçeli faşizmi uluslararası komployu yenileme ve Kürtlere karşı yeni komplolar örgütleme peşindedir. Fakat nafiledir; uluslararası komplo tümden yenilmeye ve tarihten silinmeye mahkumdur. Bunu engellemeye hiçbir faşist-soykırımcının gücü yetmeyecektir. 



859
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: