Ülkücüler ve Alperenler Kürdistan’da!..

02 Ekim 2017 Pazartesi

AHMET NESİN

Siyaset ciddi bir iştir, öyle laf ebeliğiyle yürümez ya da öyle olmalıdır. Parti kurmak ya da varolan bir partinin başkanı olmak öyle hafife alınacak bir iş değildir. Söylediğiniz her şey önemlidir, durup dururken, laf olsun diye konuşamaz bir parti başkanı… Başka türlü sadece başkan değil, parti de ciddiye alınmaz ve böyle devam ettiğinizde sizinle beraber parti yavaş yavaş yok olur.

Barzani Irak Kürdistanı’nda referandum yapacağını açıkladığında her siyasi parti gerekçelerini söyler ve neden destek olduğunu ya da olmadığını açıklar. Örneğin sosyalist bir partiyseniz Irak Kürdistanı’nda yapılacak olan halk oylamasına karşı çıkma hakkınız yoktur. Karşı çıkıyorsanız parti olarak hâlâ sosyalist olduğunuzu söyleyemezsiniz. Bence bana göre bunun tartışması bile yapılamaz. Bundan dolayı bana çok katı olduğumu söyleyebilirsiniz, ama bana göre ulusların kendi kaderlerini tayin hakkına saygı duymayan bir parti sosyalist parti olduğunu iddia edemez, sonuçta milliyetçi bir partidir. Az ya da çok milliyetçilik diye de bişey kabul etmiyorum, dedim ya sonuçta bu konulara katı bakıyorum.

Neyse, esas konum ÖDP’nin halk oylamasıyla ilgili açıklamasını yazmak değil, sadece kısaca eleştirmek istedim. Esas yazmak istediğim konu MHP ve başkanı Devlet Bahçeli’nin halk oylaması sonrası yaptığı saçma sapan, hatta ciddiye bile alınmayacak açıklaması. Bahçeli başka ülkedeki referanduma çok kızmış olmalı ki, “5 bin ülkücü Irak Kürdistanı’na gitmek için hazır bekliyor” diye bir açıklama yaptı.

Bu açıklamada o kadar çok yanlış var ki, hangi birini ele alacağımı da şaşırdım. İlk olarak böyle iddialı bir tümce kuruyorsanız onu hemen gerçekleştirmeniz gerekiyor. Hatta gerçekleştirmek bile değil, o açıklamayı “5 bin ülkücüyü Irak Kürdistanı’na gönderdik” demeniz gerekiyor. Yoksa bu açıklamayı yaptıktan sonra gelen tepkiler üzerine “Canım, biz bunu askeri ya da halkımızı motive etmek için yaptık” diyemezsiniz. Bunu dediğinizde sizi kendi partiliniz de ciddiye almaz, göndereceğiniz ülkücünüz de dinlemez.

İkinci önemli konu, bu açıklamayla siyaseti tam olarak kavramamış gençleri gaza getirip ölümle burun buruna getirme hakkını size kimse vermiyor. Partiyi büyük bir aile olarak düşünürseniz, aile reisinin inananlarını ölüme göndermek gibi bir hakkı yoktur, parti başkanı olarak sınırsız sorumsuzluk hakkınız yoktur.

Üçüncü önemli konu, parti başkanı savaş ilan edemez. Bu açıklama neresinden bakarsanız bakın ciddi bir savaş ilanıdır, hükümeti bu konuda gaza getirmektir. Bu konu MHP’nin ilk kez yaptığı bişey de değil aslında, 12 Eylül darbesinden önce gazetelere tam sayfa ilan verip ülkenin askerler tarafından kurtarılması gerektiğini söylediler, sonra da tutuklanınca “Olur mu ama darbeyi biz istemiştik, bizi hapse attınız. Fikirlerimiz iktidarda, biz hapisteyiz” diye ağladınız.

Dördüncü olarak da bir ülkenin savaşa girip girmeyeceğine bakanlar kurulu ve meclis karar verir. O zaman da devreye asker girer ve savaşır. Asker bu kararın doğruluğunu tartışamaz, sadece Suriye’ye girilmek istendiğinde yaptığı gibi hükümete teknik konularda brifing verir ve neden yapılmaması konularında bilgi verir. Hükümet akıllıysa askerin dediğini dinler ya da son dönemde yaşadığımız gibi karşı çıkanları “FETÖCܔ diye ihraç eder ve hapseder.

İşin bir de başka yanı var, MHP bu konularda açıklama yapınca, Büyük Birlik Patisi ona uyma zorunluluğunu hissederek o da “200 Alperen Irak Kürdistanı’na gitmeye hazır” diye bir açıklama yapar. Ne de olsa MHP kadar güçlü olmadıklarında göndereceği savaşçılarda indirim yapar.

Başbakanın “Savaş yok” ama cumhurbaşkanının hemen sonra “Bir gece ansızın girebiliriz” dediği bir ülkede bunların olması sanki normalmiş gibi gözüküyor. Sadece bu da değil, bakanlardan birinin “Sınır kapısı kapanmayacak, ekonomik ambargo düşünülemez bile” derken, diğerinin “Habur sınır kapısı kapanacak, yeni kapı açacağız” demesi bile ülkenin ne kadar ciddiyetten uzak olduğunu gösteriyor.

Bütün bunlar olurken ben en çok Erdoğan’ın ya da Yıldırım’ın neden “Bizde de Osmanlı Ocakları’ndan 10 bin kişi gitmek için hazır, onları evde zor tutuyorum” demediğini merak ediyorum. Bir ülkeyi ya da partiyi yönetmekteki sorumsuzluk nasıl olsa hepsinde var. Bir de merak ediyorum, hangi kapıdan girecekler acaba?   



4114
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: