Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu

esonzamanci@gmail.com | 10 Ağustos 2017 Perşembe

ELİF SONZAMANCI

Almanya Gündemi


Son dönemlerin en çok işlenen konularından biri de Türkiye ile Almanya arasındaki gergin ilişkilerdi. Referandum süreciyle birlikte iyice görünür olan gerginlik, giderek artan bir seyir izledi. Daha önceki krizlerde karşılıklı uyarılar söz konusu iken, işin ucu ekonomiye kadar gidince, açıklamalar sertleşti. Yaptırım talepleri dile getirildi. Bu Almanya-Türkiye ilişkileri açısından pek de alışık olmadığımız bir durumdu. Öyle ki, Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel Türk hükümetine karşı önlemlerin sertleştirilmesi talebiyle AB üst düzey yetkililerine bir mektup gönderdi.  

24 Temmuz tarihinde gönderilen mektupta, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın politikalarının Avrupa değerler sistemiyle açık bir tezat içinde olduğu ve net bir yanıt gerektirdiği”, ifade edilirken, “Türkiye için üyelik öncesi mali yardımların kısıtlanması” da talep edildi. Ayrıca, “Avrupa Yatırım Bankası’nın proje teşviklerinde daha kısıtlayıcı olması gerektiği” görüşü de dile getirildi. Avrupa ekonomisi açısından önemli bir yerde duran Almanya’nın dışişleri bakanının, AB’ye bu içerikte bir mektup yazarak yaptırım talep etmesi önemli bir detay. Fakat bu taleplerin yaptırımlara dönüşerek, pratikte gerçekleşeceği anlamına gelmiyor. Nitekim yaşanan gelişmeler de bunu destekleyici nitelikte. 

Bildiğiniz üzere Türkiye Almanya’nın İncirlik Üssü’ne ziyaretlerini engelleyerek, iki ülkenin ilişkilerini hepten çıkmaza sürükleyen bir kriz yaratmıştı. Yapılan tartışmaların ardından, Alman askerleri nihayetinde İncirlik Üssü’nü terk ederek, Ürdün’e konuşlandı. İncirlik krizi hala tazeliğini korurken bu kez de Konya’da bulunan NATO askeri üssü için benzer bir kriz patlak verdi. Buraya kadar ki süreçte Alman medyası da dahil olmak üzere sık sık gerginliği yansıtan haberlere öncelik verildi, gazetelerde bu durum manşetlere taşındı. 

Fakat son bir haftadır manşetlerin seyrinde bir değişiklik söz konusu. Zira yine peşi sıra her iki tarafın da memnuniyetle baş salladığı gelişmeler yaşanıyor. Karşılıklı sert açıklamaların ardından, Alman milletvekillerinin 8 Eylül 2017 tarihinde Konya’daki NATO askeri üssünü ziyaret edebilecekleri açıklandı. 

Diğer konuya geçmeden önce bir hatırlatma yapalım: Referandum döneminde Türkiye ile ilişkiler hepten kopma noktasına gelmişti. En azından verilen görüntü bu yöndeydi. Fakat aynı zaman diliminde, Alman savunma teknolojileri üreticisi Rheinmetall şirketinin Türkiye’de fabrika açma çalışmaları yürüttüğü ortaya çıkmıştı. Fabrika yöneticileri hem Almanya’da, hem de Türkiye’de siyasilerle görüşmeler gerçekleştiriyorlardı. AKP’li Ethem Sancak’ın sahibi olduğu BMC firması ve Malezyalı Etika Strategi Holding ortaklığı ile açılması planlanan fabrikada, modern panzerlerin Türkiye’de üretilmesi isteniyor. Buradan da Ortadoğu pazarına açılmak hedefleniyor. Ki bu oldukça külfetli bir yatırım. 

Şimdi biraz daha yakın bir geçmişten bahsedecek olursak;  Türkiye’nin Alman şirketlere yönelik terör destekçiliği suçlaması Almanya’nın kırmızı çizgisiydi ve bu suçlamanın karşılığı da net oldu. Gelecekteki yatırımların askıya alınacağı mesajı verildi. Buna karşılık Türkiye’nin 681 Alman şirket için teröre destek verdikleri beyanı iletişim hatası olarak lanse edildi. Ne oluyoruz, nereye evriliyoruz derken, gergin açıklamalar dur durak bilmeden devam etti. Bu gergin dönemde Gabriel’in AB yetkililerine mektubu da o nedenle önemli bir mesajdı. 

Fakat referandum döneminde yaşanan sürecin, yeniden tekerrür ettiğini görüyoruz. Bir taraftan bizzat Dışişleri Bakanı tarafından dile getirilen yaptırım açıklamaları söz konusu iken, diğer taraftan Türkiye’ye yatırımların devam ettiğine tanık oluyoruz.  

Nitekim Türkiye’nin ilk Rüzgar Enerjisi Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihalesini Alman Siemens şirketi aldı. Siemens-Türkerler-Kalyon konsorsiyumu olarak yürütülecek projede, 1 milyar doların üzerinde rüzgar tesisi yatırımı yapılacak. 

Geçtiğimiz günlerde Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, “Siyasi bazı farklılıklar olabilir. Bölgesel görüş farklılıkları olabilir. Bazı alanlarda çelişkiler olabilir. Ama bunların hiç birisine ekonomik menfaatler malzeme edilmez” demişti. Bu kez de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, yine benzer bir açıklama ile, “Kurumlar, kişiler bugün gelir; yarın geçer. Devletler ve ilişkiler uzun solukludur” diyerek ilişkilerin gidişatı tahminlerini finale erdirdi. 

Tartışmaların çok sıcak devam ettiği bir ortamda Almanya’nın Türkiye’ye büyük çaptaki yatırımları, kulaklarda “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” deyimini tekrar çınlattı. Zira Almanya Dışişleri Bakanı AB’ye çağrı yaparak mali yaptırım önerirken, büyük Alman şirketlerinin Türkiye’ye yatırım yapmasını başka bir deyim daha güzel açıklayamaz. 



837
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: