Erdoğan Kılıçdaroğlu’nu da tutuklatacak

hevaltaha@riseup.net | 11 Temmuz 2017 Salı

HEVAL TAHA

Nuriye ve Semih’in cezaevinde de süren direnişine dışarıda destek verenlere yönelik devlet terörü hız kesmeden devam ediyor. Başta Veli Saçılık olmak üzere Nuriye ve Semih’i unutturmaya çalışanlara inat direnen kim varsa bu terörden nasibini alıyor. Yine de pes etmiyor. Belli ki etmeye de niyetleri yok. 

Ancak Eğitim-Sen’in kurumsal olarak bu konudaki sessizliği ise kabul edilebilir gibi değil. Eğitim-Sen’in günlük olarak yenilendiği anlaşılan internet sitesinde Nuriye Gülmen Semih Özakça üzerinden yapılan site içi sorgulamada karşılaşılan en son haber 17 Haziran tarihli “Çaycuma’da Adalet Balonları Açlık Grevindeki Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile Tutuklanmış KESK’liler ve Tüm Hukuksuz İhraç Edilenler İçin Uçuruldu” başlığını taşıyor. Sitenin ana sayfasında ise konuya ilişkin hiç bir haber yer almıyor. Yine aynı sitede yer alan bir habere göre Milli Eğitim Bakanı ile görüşen Eğitim-Sen heyetinin bu iki eğitimcinin durumlarını görüşmede gündeme getirmediklerini görüyoruz ki bunu da anlamak çok zor. 

Erdoğan Kılıçdaroğlu’nu da tutuklatacak;

Genellikle bu denli iddialı öngörüleri içeren başlıklar atmak tercih edilmez yazı yazarken. Ancak ben bu riski göze alarak taammüden bu başlığı kullanmak istedim. Çok açık ki Erdoğan'ın aklından geçen bu zira. Konjonktürü uygun kıvama getirdiğine inandığı anda da harekete geçecek. Erdoğan'ın iktidarı için gerekli olan “muhalefet” Devlet Bahçeli muhalefetidir. Erdoğan parlamentoda devlet partisi MHP, parlamento dışında da Vatan Partisi’nin dışında bir “muhalefete” tahammül etmeyecektir. Bahçeli de, Perinçek de böylesine kişiliksiz bir siyasete teşnedir. MHP'nin de Vatan Partisi’nin de varlığı Türk tipi başkanlık garabetinin istediği bir “muhalefet” biçimidir. Bu “muhalefet” zorbanın ömrünü uzatmak için korunan, kollanan, beslenen muhalefettir. 

Dikkat edilirse Erdoğan CHP’nin “Adalet Yürüyüşünü” terör eylemi olarak tarif etmekten imtina etmiyor. CHP’nin yürüyüş kararının ardından Erdoğan’ın ilk değerlendirmesi, “Elinde adalet pankartıyla dolaşmakla adalet gelmez. Halkı sokaklara çağırmak kimsenin yararına değildir. Yargı yarın sizi de davet ederse şaşmayın” oldu. 

Hal böyle olunca bu yaklaşımı talimat kabul eden AKP hükümeti harekete geçti. Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’nin 4 Temmuz'da CNN Türk'te katıldığı bir programda kullandığı dil hazırlanan senaryonun tretmanı niteliğinde. Şöyle diyor Canikli, “Sayın Kılıçdaroğlu'nun politikalarında terör örgütlerine bir yakınlık vardır. Terör örgütlerine yakın duran kesimlerle doğrudan ilişki içinde olduğunu biliyoruz. Gezi olaylarında sokakları terörize eden terör örgütleriyle çok yakından bağlantılı, inanılmaz destek verdiğini biliyoruz. Onlarla birlikte güvenlik güçlerine karşı durduğunu hatırlayın. CHP vekillerin teröristlerin cenazelerinde nasıl gözyaşı döktükleri ağıt yaktıkları biliniyor.”

Enis Berberoğlu'nun tutuklanması CHP'ye yönelik başlatılan operasyonun ilk adımıydı. CHP yönetimi bunu çok iyi biliyor. Erdoğan CHP'nin “Fetö’nün siyasi ayağı ortaya çıkmadı” diyerek bu bağlantının AKP içine uzandığı vurgusu yapmasına karşılık Berberoğlu’nu tutuklatarak “Fetö’nün siyasi” ayağına operasyonu CHP içinde başlattı. Kılıçdaroğlu bu tutuklamaların Berberoğlu ile sınırlı olmadığının farkında.

Kılıçdaroğlu ve CHP yönetimi gidişatın vahametini anlayınca Berberoğlu'nun tutuklanması ile bir anlamda toplumsal tepkiyi de tartmayı hesaplayan Erdoğan'a bir tepki göstermek ve bunu örgütlemek amacı ile “Adalet Yürüyüşünü” başlattı. Amaç Erdoğan iktidarının bir sonraki hamlesini önleyecek bir karşı hamle yapabilmek.

Ancak yukarda da dikkat çekmeye çalıştığımız gibi iktidar tarafından önümüzdeki dönemde bu yürüyüş hakkında bir cumhuriyet savcısının soruşturma başlatması için talimat niteliğinde “gerekçeler” oluşturuluyor. 

Kılıçdaroğlu'nun “Adalet Yürüyüşünün” ardından iktidar basını da sistematik bir biçimde Berberoğlu'nun Can Dündar'a verdiği söylenen MİT tırları görüntüsünün Berberoğlu'na bizzat Kılıçdaroğlu tarafından verildiğini işlenmeye başladı. Berberoğlu’nun tutuklanmasının hemen ardından iktidarın yayın organı bir çok televizyon kanalında “Berberoğlu bu kaseti Kılıçdaroğlu’ndan aldığını açıklamalı” çağrıları yapılan programlar düzenlendi. Bu yolla alenen Berberoğlu’na “kaseti Kılıçdaroğlu’ndan aldığını söyle kurtul” mesajları verildi.

İktidar basını ayrıca Kılıçdaroğlu'nun da bu görüntüleri bir “Fetö” imamından aldığını ısrarla işliyor. Daha ileri giderek Güneş Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Turgay Güler Ülke TV’de, “Kılıçdaroğlu'nun söz konusu görüntüleri kendisine parti genel merkezinde yüzü maskeli birilerinin seyrettirdiğini anlattığını” söyleyecek kadar ileri götürdü yalanı. Turgay Güler’in 29 Haziran gecesi Ülke Tv’de yayınlanan En Sıradışı programında “Adalet Yürüyüşü” sırasında Maçka Parkı'ndaki “Adalet Nöbeti”nde konuşan Şenay Günaydın’ın ve oğlunun “Fetö” elemanı oldukları iddia edilerek açıkça hedef gösterildi. Savcılar “göreve” çağrıldı. Program devam ederken yapılan yayın sonucu Şenay Günaydın’ın gözaltına alındığı duyuruldu. Daha sonra Günaydın “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan tutuklandı.  

Nitekim Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun yürüyüş kararından önce 13 Haziran’da AKP Grubu’nda “ana muhalefetsiz” parlamento formülünü açıklamıştı. TBMM İçtüzük değişikliklerine değinen Erdoğan “Başbakanımıza ve grup yönetimindeki arkadaşlara özellikle söylüyorum, iç tüzük görüşmelerini sürdürün. Ana muhalefet katılmamış, katılmasın. Yine AK Parti MHP el ele verirler, iç tüzük çalışmalarını yaparlar” diyerek parlamentonun CHP’siz de çalışabileceğini alenen ilan etti.

Erdoğan’ın bir süre sonra CHP ve Kılıçdaroğlu hakkında bir soruşturma başlatılması için harekete geçtiği anlaşılıyor. Erdoğan parlamentoyu MHP’ye bırakıp iktidarı gasp ediyor. Bu yeni bir dönemin de başlangıcı. Diktatörleşmeye çalışan bir siyasi figürü geleneksel siyasal okumalarla kavramak zor. Ona daha yakından bakabilmek gerek.

Bu nedenle Erdoğan’ın iktidarında nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğunuzu anlamak için Alman Die Zeit Gazetesi Yayın Yönetmeni Giovanni di Lorenzo’un kısa süre önce Erdoğan ile yaptığı röportajın ivedilikle okunmasını herkese tavsiye ederim.



2446
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: