Erdoğan Trump görüşmesi ve Çatladıkapı mahallesi muhtarı

19 Mayıs 2017 Cuma

CAFER TAR


Türk diplomasisi uzun bir süredir İslam karşıtı söylemi nedeniyle hiç haz etmediği ABD Başkanı Donald Trump’la Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı görüştürmek için çaba sarf ediyordu; beklenen görüşme nihayet gerçekleşti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibinin ısrarla biran önce ABD’ye gitmek istemesinin nedenleri Türk yetkililerce; ABD’nin Suriyeli Kürtlerle olan ilişkilerinden duyulan rahatsızlığı en üst düzeyde ABD’li yetkililere iletmek olarak açıklandı.

Halbuki Cumhurbaşkanı Erdoğan ziyaret öncesi; MİT başkanı, Genelkurmay Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı sözcüsünü ABD’ye göndermiş; bu ekip daha ABD’yi terk etmemişken, ABD yönetimi YPG’ye silah yardımı yapacağını kamuoyuna açıklamıştı.

Ancak buna rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan ziyaret öncesi birbiri ile çelişen açıklamalar yapmayı sürdürdü. Sanki ABD’ye giden ekip oradan istediğini almışcasına, “Şimdi de biz en üst düzeyde Sayın Trump’la bu görüşmeleri yapalım istiyoruz ki bizim yapacağımız görüşme virgül değil, nokta mesabesinde olcaktır“ demişti.

Uluslararası platformalarda artık neredeyse hiç ciddiye alınmayan Erdoğan, içeriye yönelik iddialı konuşma tutumunu bozmadı. Verilmeye çalışılan imaj; “dikte eden büyük lider Erdoğan!” Halbuki gerçek bunun tamam tersi! 

Görüşme sonrası Büyükelçilik binasında gazetecilerin sorularını cevaplandıran Erdoğan görüşmelerden istediğini alamamış olmanın verdiği hırçınlıkla „kendisinin Çatladıkapı mahallesinin muhtarı olmadığının Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanı olduğu“nun altını çizmek zorunda kaldı.

Gerçekleşmesi için o kadar çaba sarf edilen Erdoğan Trump görüşmesi sadece 20 dakika sürdü; sonra basın açıklaması ve heyetler arası görüşmeler yapıldı. İlişkileri kişiselleştirerek  „dostum Putin, dostum Berlusconi“ düzeyinde sürdüren Erdoğan Trump’tan istediğini alamadı. 

Buna karşılık ABD Başkanı Trump kişisel olarak Erdoğan’a mesafeli davranmayı tercih etti. ABD kamuoyunda IŞİD destekçisi olarak bilinen Erdoğan’la çok yakın görünmemeye çalıştı. 

Halbuki havuz medyası çok umutluydu. Sözüm ona Trump büyük bir Erdoğan hayranıydı ve Erdoğan kişisel karizması ile Trump’ı etkileyecek ve yeni ABD yönetimi ile ilişkiler ‘iyi düzeyde’ sürdürülecekti. 

Büyükelçilik binasında soruları cevaplayan Erdoğan görüşmelerden eli boş ayrıldığını saklayamıyordu. Öfkesini her zamanki gibi görüşmeleri olduğu gibi yansıtmaya çalışan medyadan çıkarmaya çalıştı. 

Türk yetkililer bu görüşmeyi uzun süredir sorunlu olan Türk/Amerikan ilişkileri açısından oldukça önemsiyorlardı. Daha Türkiye’den ayrılmadan ziyaretin en önemli amacının ABD’yi YPG’ye silah vermekten vazgeçirmek olduğunu ilan ettiler.

Görüşme sonrası yapılan basın açıklamasında Trump elindeki metne bağlı kalarak kamuoyu önünde beklenen şeyleri söyledi. Beklendiği gibi Erdoğan’ın terörle mücadelede önemli bir müttefik olduğunu ifade etti; fakat Türkiye’nin, ABD’nin YPG’ye politik ve askeri desteğini kesmesi yönündeki taleplerini kesin bir biçimde geri çevirdi.

Rusya Devlet Başkanı Putin de Erdoğan’la Pekin’de görüşmesinin üzerinden daha bir kaç saat geçmeden YPG konusunda Türkiye ile aynı pozisyonda olmadıklarının altını çizmişti. Putin Suriye’de Kürtlerin kilit bir rol üstlendiklerini ve kendilerinin de Kürt güçler ile birlikte çalışmaya devam edeceklerini Erdoğan’ın ısrarla karşı çıkmasına rağmen ifade etmekte hiç bir sakınca görmedi. 

Kürt karşıtlığındaki ısrar hem Türkiye’nin içini patlamaya hazır bir bomba kıvamında tutuyor; hem de uluslararası ilişkilerde tecrit olmasına neden oluyor. Bakalım Türk yöneticiler bunun ayırımına ne zaman varacak; yeniden barışın dilini konuşabilme basiretini gösterebilecek mi?

Yoksa Türk liderler gittikleri her yerde Çatladıkapı mahallesi muhtarı muamelesi görmeye devam edecekler!



1408
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: