Mezar yapan babalar

18 Mayıs 2017 Perşembe

UMUR HOZATLI

O zamanlar babalar çocuklarına beşik yapardı, tavını bulmuş düz ağaçlardan bükülerek, tek bir çivi dahi çakılmadan birbirine geçmeli, sallarken ses çıkarmasın diye eklem yerlerine kuyruk yağı sürülen aheste beşikler. 

Çocuklar o beşiklerde büyürdü, çocuklar o beşiklerde büyüyüp aşağı indiğinde babalar daha bir baba, çocuklar daha bir çocuk olurdu. Sonra beşikler yeni çocuklar büyütür, babalar yeni beşikler yapardı.

O zamanlar çocuklar babalarından önce ölmezdi, devlet ve savaşlar öldürmediği sürece çok az çocuk babasından önce ölür, çok az baba çocuğuna mezar yapardı.

Sonra savaşlar çoğaldı, savaşlar çoğaldıkça devletler çoğaldı, devletler çoğaldıkça savaşlar daha da çoğaldı ve her seferinde daha çok çocuk öldü, babalar her seferinde daha çok mezar yapmak zorunda kaldı.  

Çocuğuna mezar yapan bir baba toprağın üstündeki ölüydü, altındaki ölmüştü ama üstündeki ölüydü, çocuğuna mezar yapan bir babanın acısı nasıl tarif edilemezse, yaşamı da öyle tarif edilemezdi artık, bir başka ölüydü çocuğuna mezar yapan baba.

Sonra öyle bir çağa girdik ki, babalar çocuklarına mezar yapamaz oldu, çünkü öldürenin insanlıktan yana şansı kalmamıştı, öldürdüğü her çocuğu mezarsız bırakmak bir cellat fantezisine dönüşmüştü ve babalar artık çocuklarına mezar yapmak için canını ortaya koyuyordu. Yani öyle bir çağa girdik ki, çocuğuna mezar yapabilen babalar “şanslı” sayılıyordu! 

Bir insanlık dönüşümüydü bu, bir insan kalabilme mücadelesi. George Orwell’ın söylediği gibiydi; “Her insan yaşar ama çoğu insanlıktan çıkar. (...) Önemli olan insan kalmayı bilmektir”. 

“Kapital insan” dönemi böyle başladı...  

***

Şimdi, Dersim’de bir baba, çocukları devletin toplu kıyımına uğramış ve tek bir çocuğuna dahi mezar yapamamış babalardan birinin oğlu ve/ya torunu olan bir baba, yedi ay önce aynı devlet tarafından öldürülen çocuğuna mezar yapmak için canını ortaya koyuyor. 

Empatisi cellata mucizevi yetenek gerektiren bu durum Doğu-Batı denkleminde, Kürt-Türk, Alevi-Sünni denkleminde pek anlaşılmıyor, siyasetsiz olması gereken cellat aşırı siyasal değersizleşme batağında dinini dahi tırpanlayarak ölene saygı göstermiyor. Yeni “doğmuş”un ve “ölmüş”ün insani değer sistemlerinde masumiyet karinesi varken siyasal din tüccarlığında bu karine geçersiz sayılıyor. Azrail’in bile canını aldığı insana mezar hakkı tanıdığı varlık-yokluk sisteminde bir ahlak, bir kural varken, siyasal cellatlar ahlakı da bilmiyor, kuralı da.   

Oysa Dersim’deki o babanın yapmak istediği “tek şey” insan kalabilmek, babalık görevini yapabilmek. Cellat bir “tanrı mucizesi”yle sadece bu kadarını görebilse, görse ve anlayabilse, o baba belki de “mutlu” olacak!

Çünkü düşünün ki, çocuğuna mezar yapan bir baba normalde toprağın üstündeki ölüyken, canını ortaya koyan bu baba çocuğuna mezar yapabilirse, belki de beşik yapmış olacak, belki de çocuğuna beşik yapmış gibi “mutlu” olacak! 

Ama bunu yapmak her baba-yiğidin harcı değil, kolay değil, mümkün değil; kodlarını doğru okursanız, devletin soykırım uyguladığı Dersim toplumundan bir adamın çıkıp bunu yapması onurlu bir direnişin özetidir, Dersim 37 ve öncesinin direniş ruhunu “isyan yoktu ama devlet geldi katletti işte” diyerek pespaye bir basitlikle zavallılaştırmaya çalışanların aksine o ruhun diriliş örneğidir.

Evet, böyledir.

Devletin 11 Kasım 2016’da öldürdüğü oğlu Murat’a mezar yapmak için Seyit Rıza’nın yanında “kendini ölüme yatıran” Kemal Gün’ün yaptığı budur, isyandır, direniştir. O Kemal Gün ki, büyük oğlu Murat’ın ölümünden 7 ay önce küçük oğlu Çayan için mezar yapmıştı. “Cellat utandıran acı”dır bu, derindir, kökleri Dersim tarihine bağlanan güçlü bir ruh bilenmesidir.

Ve bana göre Kemal Gün, Çayan’dan sonra “toprağın üstündeki ölü bir baba”yken şimdi 13 bin mezarsız Dersimli için mezar yapma mücadelesi veren bir adamdır. 

Evet otoriter devletin vicdanı olmaz, bu cellatlar Azrail’in kurallarını dahi tanımıyor ama Kemal Gün Murat’a mezar yapmayı başarırsa, 13 bin Dersimli’ye mezar yapmış olacak.

Ve bu, ısrarla yok edilmeye çalışılan kadim Dersim ruhunun beşiği sayılacak.

NOT: Bu yazı, oğlunun cenazesinin Kemal Gün'e teslim edileceğinin açıklanmasından bir kaç saat önce yazıldı. Kemal Gün o mezarı yapabilecek!



1281
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: