Amerigo Vespucci misin kafir yıktın perdeyi eyledin viran

18 Mayıs 2017 Perşembe

VEYSİ SARISÖZEN


Dün yazmıştım. Hürriyet’in AKP şube başkanı Abdülkadir Selvi, Erdoğan’ın, Çin ve Rusya devlet başkanlarıyla çektirdiği fotoğrafı Trump’a bir „mesaj“ olarak yorumlamıştı.

A. Selvi’ye bir „fotoğrafik mesaj“ daha.

Baksın, baksın ve yorumlasın: Erdoğan Trump’ın önünde. Boyları birbirine yakın. Lakin bizimkinin boynu hafifçe yana devrik. „Ben ettim sen etme“ der gibisinden. Boynu eğri“ misali. Malum Tokat taraflarının eskiden ünlü bir armudunun adı böyleydi: „Boynu eğri“. Ben „foto-mesaja“ baktım baktım bu yorumu çıkardım... Bakalım Selvi bu „boynu eğri“liğe ne diyecek.

„Tarihi randevu“ öncesinde Trump şöyle dedi: „Bu görüşme uzun ve zorlu olacak...“

„Zorlu“ olup olmadığını bilmesek de görüşmenin „uzunluğu“ sadece 20 dakika. Bunun ilk otuz saniyesi diyelim ki, merhabalaşmaya ayrılsın, en sonda da „vedalaşmaya“ bir otuz saniye daha eklensin, kaldı mı geriye 19 dakika. Reis „van minıt“ düzeyinde İngilizce bilse bile, protokol icabı konuşmalar tercüman aracılığı ile yapılmakta. O halde demek ki iki lider toplam 9.5 dakika konuşmuş, 9.5 dakika da çeviriye harcanmış. Yani günde en az iki ya da üç saat konuşan „asrın liderimiz“ bu defa toplam 4 dakika 45 saniye konuşmuş.

Konuştuktan sonra kürsüye çıkmış demiş ki, „bu görüşme tarihi bir dönemeç“tir.

Guinness rekorlar kitabına girecek bir „hız“. İki lider, toplam 9.5 dakikada „tarihi bir dönemeç“ almışlar. „9.5 dakikada devr-i alem“ gibi bir şey...

Şimdi düşünün. Türk devletinin başındaki şahıs, kalkıp bilmem kaç bin kilometre uçuyor. „Tarihi bir dönemeç“ almak üzere ABD başkentine iniyor. „Saygısız“ ABD, bizim „dünya liderimizi“ nasıl karşılıyor? Bando-mızıkadan vaz geçtim, insan bir „başkan yardımcısını“ gönderir. Göndermiyor. Kimi gönderiyor? 

ABD Protokol Genel Müdürünü...

Ben bu satırı yazdım ki, sağ yanımda dikilen Kuto iki kaburgamın arasına bir dirsek indirdi.

„Halkı yanlış bilgilendiriysin, ABD Protokol Genel Müdürünü değil, ABD Protokol Genel Müdürünün vekilini gönderdi. Adını da söyleyem: Rosemerie Pauli“.

Kuto’nun gözünden hiç bir şey kaçmaz. Bizim koskoca Cum Başımızı „dış kapının mandalı“ „mesabesinde“ birisi karşılamış. Demişti ya „virgül değil nokta mesabesinde“ bir „protokol“.

Buyurun size „tarihi bir karşılama“...

Unutmadan hatırlatayım, bu „tarihi karşılama ve tarihi dönemeç“ işlerinden sonra yapılan basın toplantısında Erdoğan kendisinin „referandum zaferi mesabesinde“ olduğunu düşündüğü için, Trump’ın seçim zaferini de „tarihi bir zafer“ diye ilan etti. Erdoğan böyle iltifat edince Trump da ona „sizin asker de Kore’de çok iyiydi“ deyi verdi. Muhtemelen Reis’in o anda zihni bulandı. „Başkan El Bab zaferimden mi söz ediyor yoksa“ diye içinden geçirdi. Kalın ise içinden, „ulan bu herif bizi Suriye’den çekip, Kuzey Kore’yle mi vuruşturacak“ diye söylendi.

Bir gün, durup dururken „baba ben tarihe geçmek istiyorum“ demiştim. Babam suratıma tuhaf tuhaf baktı. Kendisi tarih öğretmeniydi. „Sen tarihe geçmeyi boşver de, sıfır aldığın şu tarih dersinden geçmeye bak“ demişti. O gün bugündür, rahmetlinin bu sözü kulağıma küpe oldu. „Tarihe geçme“ hevesinden vazgeçtim.

İyi ki de vazgeçmişim.

Tarihin tuhaflıklar ansiklopedisinde Trump-Erdoğan „tarihi buluşmasının, tarihi bir dönemeçe yol açtığı“ yazılacak. Sen dört ay „ha çağırdı ha çağırılacak“ diye Washington kapısında bekle, vakti geldiğinde de, seni protokol genel müdür vekili karşılasın, sen de „beni odasının kapısında karşıladı“ diye „20 dakikada“ „tarihi bir zafer“ kazandığını düşün. Söyleyin bana, hangi aklı başında insan „tarihe şu Erdoğan gibi geçmek“ ister.

Size bir şey diyeyim mi?

Bu kadar „istiskal“ karşısında, şu Erdoğan yumruğunu masaya vurup, „van minıt, yok öyle köfte, daha da Beyaz Saray’a gelmem“ diye yerinden kalkıp, „Kızılderili katili“ diyerek Trump’ın yakasına yapışsaydı, ardından ABD ile Türkiye arasında bir savaş çıksaydı, şu yaşımda ‘çizmelerimi çeker’, elime son dünya savaşından kalma bir piyade tüfeği alıp, askerlik şubesinin yolunu tutardım“.

Düşünsenize... Perinçek’le kolkola girmişiz, „Recep Tayyip’in askerleriyiz“ sloganı ve „hop ninnayı ninnayı-gel oynayı oynayı“ bestesine ayak uydurarak „Reeeecep Tayyip Erdoğan, Recep Tayyip Erdoğan...“ şarkısı eşliğinde, göbek atarak Amerikan ordusunun üzerine yürürmüşüz.

Dinime imanıma „böyle manzara görülmemiştir.“



2443
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: